Kitabın konusundan, içeriğinden ziyade bana kattığı şeylerden sizlere bahsetmek isterim. Lütfen kitabı okumadıysanız yazdıklarımı da okumayın çünkü spoiler verebilirim.
Kitabın ilk sayfasından itibaren içimi bir merak duygusu sardı. Hatta kitap bittikten sonra o ilk sayfayı bir daha okudum. Aslında ilk sayfa hikayenin sonu. Bu tarz filmlere de kitaplara da bayılıyorum. İlk başta sonunu veriyorlar ama senin merakından pek bir şey eksilmiyor.
Kitabı okurken duygudan duyguya atladım diyebilirim. Kimi sayfalarda hüzünlendim, heyecanlandım, gururlandım hatta sinirlendim. Kime sinirlendin diye soracak olursanız köylü halka çok sinirlendim. Ülke işgal altında ve köylüler o kadar sakinler ki sinirlenmemek elde değil. Onları bir düşman değil de kurtarıcı melek gözünde görmeleri insanı çileden çıkarmadı değil ama ne yalan söyleyeyim hikayenin sonunda köylülerin başına gelenlere de çok üzüldüm. Sinirim bir anda yerini hüzne bıraktı. Ve ben şunu çok ama çok iyi anladım: Hiç bir düşman ülkemizi işgal etmeye elinde beyaz güllerle gelmez. Ülkenin işgal altında kalması demek malının, evinin, namusunun da işgal altında kalması demektir. Bir Türk'e Türkten başkası yar olmaz!