Gönderi

9/10
·90 syf.··
2021 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 13:00
(Dikkat spoiler !) 80 küsur sayfalık kitabın içine binlerce kitap, kitabın hikayesi ve okurların başına gelenler sığdırılmış. Okurlar, koleksiyoncular ve kaşifler dile getirilmiş. Her okurun kitaplara muamelesi farklıdır. Her okurun kendince bir kuralı bir takıntısı vardır. Kitabını ödünç vermeye korkan, verirken çizelge tutanlar gösterilmiş. Bunların yanı sıra ödünç vermekten korkmayan hatta hediye etmesini bilenler dile getirilmiş. Lisede ödünç kitap aldığım arkadaşlarımdan birisi satırların altını çizmeye, sayfalara not almaya karşıydı. Ben de onun aksine okurken çizmeyi, not almayı, post-itlerle işaret bırakmayı severdim. Aramızdaki bu zıtlık arkadaşlığımızı ve kitap dostluğumuzu hiç etkilemedi. Ne olursa olsun notlarımı başka yere de alsam ödünç kitap alıp vermekten hiç vazgeçmedim. Öyle öyle kaç defter doldurdum hatırlamıyorum. Bu kitabı okurken her satırda "Acaba ismi neden Kâğıt Ev?" diye sordum kendime. Her on sayfada bir fikrim değişti. Kitaplar ve insanlar arasındaki bağı farklı farklı bakış açılarıyla gördüm. Bazı insanların kitapları gösteriş malzemesi olarak kullandığını "Nihayetinde, kütüphanenin boyutu önemlidir. Bedbaht bahaneler ve sahte mütevazılıklarla sergilenirler gözler önüne, serilmiş devasa bir beyin misali. Sırf ziyaretçilerinin kütüphane raflarındaki kitaplara hayran hayran bakabilmeleri için mutfakta kahve hazırlama işini kasten uzatan bir filoloji profesörü tanıdım. Mevzunun tamamlandığını düşündüğü an elinde tepsi ve yüzünde tatminkâr bir gülümseme ile girerdi salona." (s.22) satırlarında anladım. Her sayfada farklı bir konu farklı bir merak sardı beni. Mesela kitapların sınıflandırılma yöntemi. Her gün bir kitap daha eklenirken kitapları rafa nasıl yerleştirmeli, diye sormadım kendime. Kavgalı yazarları yan yana koymama fikri hiç gelmedi aklıma. Ya da fikir birliğinde olan yazarları aynı rafta sıralamayı hiç düşünmedim. "Goethe'yi Wagner operası dinleyerek ya da Baudelaire'yi Debussy eşliğinde okumayı sevmek." (s.54) nasıl bir duygu bilmiyorum. Ama bu kitabı okurken bana Mark Eliyahu eşlik etti 'HOPE'. Bazı insanlar okumaz, bazıları okur ve bazısı ise okumakla kalmayıp onunla birlikte yaşar. Kaç insan Carlos gibi okur ve yaşar? Evin temeline kitap konurken ilkin biraz şaşırmıştım. Ama ruh öyle bir şey ki hâli insanın kaderini etkiliyor. Carlos için en uygun ifade yine kitabın içindeydi. "Hâlâ benim arkadaşım onlar. Kışın üzerimi örtüyor, yazın gölge yaratıyorlar. Beni rüzgârlardan koruyorlar. Kitaplar benim evim." (s.66) duruma en yakışır ifade biçimi... Peki evin temelini oluşturan bu kitaplardan biri hiç mi lazım olmayacak? Sorunun cevabını bir gün evinin farklı yerlerine balyozla vuran Carlos verdi. Mesela şu ki ev delik deşikti. Görmedim ama okurken hissettim. Carlos'la konuşmaya cesaret eden tek çocuğun dediğine göre bir kitap arıyormuş. Aradığını bulup postaladı. Kime postaladığı ayrı konu. Günlerce evi tamir etmeye çalışsa da düzelmesi imkânsızdı. Geriye hiçbir şey kalmayacak şekilde evi yıktı. "Ve yemin ederim çok acıklıydı." Bir öğlen vakti elinde bavulla harabe olan evine bakarken görmüşler. O günden sonra da gören olmamış zaten.
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
··
33 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güçlü bir kağıt evin olduğu belli, çok keyifli bir inceleme yazısıydı. Listeme ekledim. Bu arada ben kesinlikle hediye etmeyi sevenlerdenim 🌼.
Rukiye
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Ben de hediye etmeyi severim. Hediyeleştiğimiz nice günlere o zaman 🌷🌷🌷