“Bazı insanlar kitap okumaz, bazıları okur ve
kimileriyse okumakla kalmayıp onlarla birlikte
yaşar.”*
Yaşama tutunabilmek için hemen herkesin bir tutkusu vardır. Kimimiz seyahat etmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, kimimiz müzikle uğraşmayı, kimimiz bir dağ başı sessizliğinde yürüyüş yapmayı, kimimiz bir deniz havasında ufukları seyretmeyi, kimimiz bir dosta yarenlik etmeyi, kimimiz yalnızlığın kuytu köşelerinde hayaller kurmayı, kimimiz de kitapların arkadaşlığındaki bir dünyayı tutkuyla benimseriz. Bu tutkularımızın kalitesi, sürekliliği ve çeşitliliği sayesinde yaşama dört elle sarılırız.
• • •
İşte bu tutkuların en büyüklerinden biri de kitap tutkusudur. Kitap tutkusu yalnızca kitap okumaktan ibaret bir edim değil elbette. Aynı zamanda kitaplardan bir dünya inşa edip içerisinde kendimize nasıl bir yaşam kurduğumuzu anlatan bir süreç. Onları satın alırken nasıl heyecanlandığımızdan kaybolduklarında ya da başlarına bir şey geldiğinde nasıl derinden sarsıldığımıza; itinayla nasıl kütüphanemize yerleştirdiğimizden tozlarını nasıl aldığımıza; zaman zaman kendileriyle nasıl konuştuğumuzdan karşılarına geçip büyük bir huzur ve keyif içerisinde onları nasıl seyrettiğimize; içlerindeki kahramanları düşünüp onlarla nasıl sevinip, nasıl üzüldüğümüze kadar birçok yönü olan bir süreç.
• • •
Bu yönüyle bir kitap tutkunu olarak, hep başka kitap tutkunlarının yaşamını merak etmişimdir. Onların kaderini derinden etkileyen bir kitabın olup olmadığını, yıllar boyu okumadıkları ve ellerini dahi sürmedikleri halde vazgeçemedikleri kitaplarının olup olmadığını, var ise neden vazgeçemediklerini, bir kitabı okurken nasıl okuduklarını, cümlelerin altını çizip çizmediklerini, kenarlarına not alıp almadıklarını, yıpranmaya karşı onları nasıl koruduklarını hep merak etmişimdir. Benim gibi