José Saramago’nun İsa’ya Göre İncil adlı eseri, klasik Hristiyan anlatısına alternatif, hatta eleştirel bir perspektiften yaklaşır. Roman, İsa’nın yaşamını insanileştirilmiş bir bakış açısıyla yeniden kurgular; mucizevi ve ilahi yönlerden çok, psikolojik, tarihsel ve ahlaki çatışmalar ön plandadır. Saramago, Tanrı’yı geleneksel anlayışın dışında; zaman zaman zalim, güç peşinde koşan ve insanlığın acıları karşısında kayıtsız bir varlık olarak resmeder.
Bu anlatı, özellikle Katolik teolojisiyle çelişir. Saramago’nun Tanrı, İsa ve Şeytan arasında kurduğu üçlü ilişki, Hristiyan öğretideki iyilik-kötülük, özgür irade ve kurtuluş kavramlarını sorgulatır. Romanın merkezinde, İsa'nın Tanrı’nın planına karşı geliştirdiği vicdani ve felsefi sorgulama yer alır. Özellikle şu soru öne çıkar: Tanrı’nın yüceliği için insanların acı çekmesi ne kadar meşrudur?
Teolojik açıdan bakıldığında, Saramago’nun metni heterodoks, hatta yer yer küfre varan unsurlar içerir. Ancak bu metin, dogmatik bir reddiyeden ziyade, Tanrı’nın mutlak otoritesini sorgulayan varoluşsal bir metindir. İsa, burada yalnızca Tanrı’nın Oğlu değil; ahlaki sorumlulukla Tanrı’ya karşı çıkan bir insan figürüdür.