·140 syf.····Okunma: 14 Şubat 2021 12:49 Kitap yeraltı ve sulusepken dediğimiz iki kısımdan oluşmaktadır. Yeraltı kısmı karakterimizin iç dünyasının karanlık yüzünü bize gösterir. Hayatımda ilk defa bir kitabı okurken kendimden bir parça bulamadım çünkü Dostoyevski'nin başına öyle şeyler gelmiş ki ve yeraltı adamımızın ruh halini o kadar ince eleyip dokumuş ki okurken hayatın beni daha derece yoğurmadığını hissettim. Öyle ki kitabı bırakma girişiminde bile bulundum ancak sulusepken kısmında "ne oldu da bu hale geldi" öğrenme tutkusu beni ele geçirdi. Eğer kitabın ilk sayfasında Dostoyevski'den biz okurlara düştüğü “Bu notlar elbette hayal ürünüdür.” Dipnotu olmasaydı , bu kitabı kendisinin hayat hikayesi -ruh hali- bile sanabilirdim ( her yazar romanına kendinden bir parça koyar mantığından dolayı hala bu fikirden tam olarak kopabilmiş değilim) Yeraltı adamının yeraltı kısmında belirgin olarak gördüğümüz davranış kendini aşağılaması ve küçük görmesidir. Öyle ki kendinin bir böcek bile olamadığını ve aşağılık bir adam olduğunu söyler durur.
"Yemin ederim baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır." diyen kahramanımız inanılmaz saygı duyulası bir davranış sergiliyor aslında : kendine dürüst olabilmek. Evet belki dürüstlüğü bizim bile canımızı acıtıyor ama gerçekleri okumak, orada var olduklarını bilmek garip bir keyif de hissettirmiyor değil.
Kitaba karşı olumsuz hiçbir eleştirim yoktur. Anlayamadığım yerler varsa (ki yaşım geçtikçe daha da anlamlanacağını düşünüyorum) benden kaynaklıdır. On beş gün gibi bir sürede okumuş olsam bile zevk aldığım bir okuma oldu