·528 syf.····Okunma: 14 Şubat 2021 19:58 “Karanlık sularında ilerliyorum seni hissediyorum soğuğunu,karanlığını, derinliğini. Ayağım ne zaman yerden kesilecek, ne zaman içine gömülüp boğulacağımı bilmiyorum ama o karanlık nehrin içinde ilerlemeye devam ediyorum. O nehrin beni yok etmesinden korkmuyorum” demişti Nurşan serinin ikinci kitabı olan Nehir’de. Serinin ikinci kitabında Nurşan o nehrin ve yalanların derinliğini tatmıştı. Üçüncü kitapta ise yalanlar artık bir günebakan misali kendilerine güneşe çevirdiler ve her şeye aydınlığa kavuştu. Açıkçası aralarına bu kadar büyük uçurumlar koyan yalanı öğrendiğimde hem içim acıdı ama bir yandan da biraz hayal kırıklığına uğradım. Sanırım beklentimi çok yükseltmiş ve bu olayların altından aşırı farklı bir şeylerin çıkması beklemiştim. Dediğim gibi her ne kadar olaylar sizi şoklara uğratmasa da veya yer yer gereksiz ayrıntılar sizi boğsa da örneğin; Nurşan’ın o gün yaptığı makyajın ayrıntısına kadar okumak. Yine de güzel ve akıcı bir kitaptı. Binnur’un kalemi zaten çok keyifliydi. Günümüz gençlik kitap yazarlarının bence en büyük problemi ya çok sade düz bir anlatıma sahip olmak ya da aşırı gereksiz asla insanın zihninde somuta dönüştüremediği betimlemeler yapmak ama Binnur’un kalemi asla öyle değildi. Betimlemeler çok yerindeydi ve zihne çok oturuyorlardı.
Kitabın sonu çok üzücüydü ama karakterlerin yaşadığı o çıkmazlar çok gerçekçiydi. Seriye iki kitap daha gelecekmiş her ne kadar bu serinin kötü biteceğini de düşünsem hâlâ içimde iç acıtan bir umut besliyorum. Bir yerde görmüştüm iki insan birbirinden koptuğunda ya şiddetle yeniden tutuşurlar ya da birbirlerinde kül olurlarmış. Dilerim Korhan ve Nurşan birbirlerinde kül olmasınlar.