·424 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Şubat 2021 18:05 Terketme, unutma ve yalnızlığın romanı.
İnsanları hayatına katmak ,onlarla bir şey paylaşmak şöyle dursun ,onlar ile sohbet etmekten bile kaçınan Süreyya sandığı kadar umursamaz, katı bir insan mıdır? Yoksa bu kaçınma onun sevgiye ,şefkate ve ilgiye ne kadar ihtiyacı olduğunun bir göstergesi midir?İnsanlarla ilişki kurmakta güçlük çeken Süreyya hayatına giren insanlar ile duygusal anlamda hiçbir ilişkiye girmemekte kararlı olsa da bu insanların kendisinde ve hayatında küçük ya da büyük etkileri olduğunu fark eder.
Kitapta ,başkahraman Süreyya'nın hikayesi , Süreyya'nın temas ettiği insanların hikayeleri ve Süreyya'nın yazdığı romanların kahramanlarının hikayeleri iç içe geçmiş biçimde akıp gitmekte. Bu hikayelerin birbiri ile ilintisi bence hissettirdiği duygular ...
Yazarın kullandığı bazı cümleler okunup geçilecek gibi değil, bazı zamanlarda kitabı bir kenara koyup cümle ve anlamını ,olayın veya duygunun bu cümle ile ne güzel uyuştuğunu düşünürken buldum kendimi.
Ayrıca kitap Süreyya'dan bahsederken 1960'lardan bugüne uzanan tarihi olaylara, o zamanlarda toplumda uyandırdığı etki ve tepkilere de değiniyor.Böylece romanın içine girip Süreyya ile birlikte tanık oluyorsunuz bu olaylara yeniden. Hatta bazılarını unutmuş olmaktan utanç duyuyorsunuz.
Defalarca okumak isteyeceğim bir kitap. Tadı damağımda, burukluğu içimde...