Puan vermedi·80 syf.····Okunma: 14 Şubat 2021 20:55 (Bu yazı spoiler içermektedir)
İnsan nasıl bir hayat yaşarsa yaşasın kendini bilinmeyenin çekiciliğine kaptırıveriyor bazen. Bu bilinmeyen her zaman iyi şeyler getirmiyor, bazen insanın ruhuna derince bir korku ekiyor.
Irene, Viyana burjuvasının gözde kadınlarından biri, varlıklı bir avukatla evli ve iki çocuğuyla ilgilenecek birkaç hizmetçisinin de olduğu güzel bir evde yaşamakta. Genç kadın, düzenli ve refah içinde olan hayatına renk katacak bir maceraya atar kendini; alt tabakadan bir piyanistle yasak bir ilişki yaşamaya başlar, ancak günün birinde tanımadığı bir kadın tarafından şantaja uğrar. Şantajlar haftalarca devam eder, bu süre zarfında Irene eski mutlu hayatını ne kadar sevdiğini, tüm bu yaşantısındaki her küçük unsurun onun için hayatın kendisini ifade ettiğini anlar fakat artık çok geçtir, şantajlar bitmez, Irene’nin suçunun ortaya çıkması yakındır. Tüm bu bahtsızlık yetmezmiş gibi Irene bir de avukat bir eşe sahiptir, üstelik bu adam sıradan bir meslek değeriyle değil, tutkuyla yapmaktadır işini; öyle ki suçluyu bir avcı gibi avlar, psikolojik olarak baskı altına almaktan hoşlanır. Eşiyle olan iletişimi Irene için gerilim dolmaya başlar, her sözcük sanki Irene’yi kovalıyor gibidir. Genç kadın giderek korkunun yıpratıcı pençesine düşer. Birkaç hafta içinde hem psikolojik hem de bedensel sağlığı bozulur.
Yazar, Freud ve kuramından çok etkilendiğinden olsa gerek çoğu eserinde insanın psikolojik durumunu sözcüklerle dokuyarak bir ayna misali okuyucuya yansıtır. Korku kitabında da Irene’nin korku psikolojisini her adımıyla, gözle görülebilir noktalarıyla anlatmaktadır. Kitap aynı zamanda belirli karakter tiplemelerini de barındırır. Avukat Fritz, Irene’nin kocası, mesleğinde olduğu gibi hayatta da adil olmaya çalışan, ailesine merhamet gösteren, bağışlayıcı bir profildir. Bu sebeple Irene’nin sıklıkla itiraf etmek üzere olduğunu görürüz, ancak bunu başarmasına engel olan büyük bir utancı vardır.
Stefan Zweig, Irene’nin korku ve kaygı dolu zihni sebebiyle kaçırdığı bazı detayları okuyucuya ipucu olarak verir. Şantajcı ile ilgili bazı soru işaretleri vardır zira kendisi aslında iddia ettiği kişi değildir, aynı zamanda Irene hakkında çok fazla detay bilmesi kuşkuludur. Irene takip edilmektedir ve bu şüpheli adamı tanıdığı birisine benzetir, fakat gerçekleri olduğu gibi göremez. Yine de okuyucu ipuçlarını rahatlıkla yakalayabilir, hatta kitabın sonunu bile tahmin edebilir; önemli olan kitabın sonu değil Irene karakterinde betimlenen korku duygusudur.