İlk başladığımda sanki birşeyleri karıştırırken eski mektuplara denk gelmişim gibi hissettim.....
Sonra bir psikiyatristin notlarıni okuyormuş hissi verdi ancak ilerleyen sayfalarda Lotte ye aşık olan Werther'i okumaya başlayınca başka bir hal almaya başladı kitap hemde nasıl bir aşk Lotte ye gidemeyince uşağını yollayıp yanında onu o gün görmüş birinin olmasını istiyor , zirve tam olarak burası galiba ama tabi bu aşkın cazibesini artıran kitaplara konu eden her zamanki gibi imkansız olması ve peşi sıra gelen intahar ....
Bu aşkı imkansız kılanda Lottenin sözlü olamasıdır .....
Yine şunu anlıyoruz ki biryeri güzelleştiren, güzellikleri görmemizi sağlayan o yerin ,beldenin kentin güzel bir cazibesinin olması değil , sevdiğinin orada olması ...
Okudukça Vadideki zambak aklıma geldi konu yine imkansız aşktı...
Son olarak ilahiyatçı kimliğiyle baktığımda Werther'i bir selefi (tam kaderci ) olarak tanımlayabilirim çünkü hep yazgıdan ve elinden birşey gelmemesinden yakınıyordu ...