Nasıl bittiğinizi anlamayacak ve son sayfalarını okuduğunuzda yutkunamayacaksınız. Karakterimiz Ahmet çevresinde yaşanan bir vefat sonucu gazeteci bir kızla tanışır. Bazı tuhaf huylara/takıntılara sahip olan karakterimiz gazeteci kıza kardeşinin hikayesini anlatma kararı alır.
Livaneli’nin tasvir yeteneği sizin üçüncü bir koltukta oturmanızı sağlar. Akılda bir soru işareti yaratarak başlayan hikayemiz soru işaretleri silsilesi ile su gibi akmaya merak yarenliğiyle devam eder. Belki de bu merak bu kitabın hızlı tüketilmesine yol açıyordur.
Kardeşimin Hikayesi’nin sonunda “karar” kısmı vardır. Bu sayfalara geldiğinizde eliniz yüreğinizde şaşkınlıklar içinde okuyacağınıza eminiz. Ve aklınızda oluşan o soru işaretleri silsilesi, yap-boz parçaları gibi iç içe geçerek cevaplarını oluşturacak.
“Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez.”
““Peki sizin ayrıcalığınız ne?”
“Çok basit. Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını.”
“Aşk denen şey bazen yürür; bazen koşar biriyle; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar, öldürür ötekini.”