10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2021 22:45
Umberte Eco' nun kitabı için isim arayışına girdiği ve bir İspanyol yazarın ' Sen ki ey gül, çayırda kızarıp / kurumlanıyorsun / kıpkırmızı, bürünmüş allara / kır şen ve hoş/ ama mutsuz olacaksın / nice güzel olsan da ' dizelerinden etkilenerek aynı zamanda kitabı okurken okuyucunun dikkatini tek bir olay üzerine çekmemek için okuyucunun yorumlamasına elverişli bir isim bulması gerektiğinin de farkında olarak kitaba Gülün Adı ismini yakıştırır. Gerçekten de yazar bu düşüncesiyle amacına ulaşmış görünüyor. Kendimden çıkarımda bulunacak olursam kitabı arkadaş çevremden, felsefe tarihi dersinden duyduğum ve ilk elime aldığımda bende daha sonrasında çıkacağım karanlık ortaçağ gizeminden apayrı bir sıcaklık hissettirmişti. Yazarın da üzerinde durduğu gibi kitap ilk 100 sayfa boyunca sizi bu yolculuğa ehil olup olmadığınız konusunda adeta sabrınızı sınıyor. Eğer sabrınız galip olmuşsa bilin ki sizleri birden fazla alanın iç içe geçtiği dolu dolu bir serüven bekliyor. Ortaçağda bilim dili Latince olduğu için bolca Latince ifadelerin yer aldığı, ifadeler için verilen dipnotlar dikkat dağıtıcı olmamasının yanında okuyucu için kültür kazanımı olarak gördüğüm bir nokta oldu. İslam Felsefesi'nden fikirlerine aşina olduğum şahısların olay içerisinde görüşlerinin verilmiş olması benim için pekiştirme mahiyetindeydi. Kitapta geçen bir cümlenin de ifade ettiği gibi 'sanki kitaplar birbirleriyle konuşuyor gibiydi.' Gülün Adı felsefe, teoloji, polisiye anlatımlarıyla iç içe geçmiş bir kurguyu konu ediniyor. Baş karakterlerimiz William ve Adso -aynı zamanda kitabı onun dilinden dinliyoruz - 7 günlüğüne Benedikten Manastırı'ndan, manastırda yaşanan cinayetleri çözmek için davet ediliyor. Birbirleriyle muzipçe geçinen bu ikiliyi önce bir iki ile başlayan ve arkası kesilmeyen cinayetler dizisi bekler. Daha sonra anlaşılır ki cinayetler ortaçağda karanlığın sebeplerinden biri olan kilisenin insanları kötülüklere karşı uyarmak yerine Tanrı kesilerek insanları yargılama yetkisinin kendi elinde olduğunu düşünerek hareket etmesi ve insanları içinde bulundukları duruma karşı uyaran Yunan filozoflarından Aristoteles'in kitabının açığa çıkmaması için işlenmektedir. Çünkü eğer ortaya çıkarsa içten içe işleyen düzenin bozulmasından korkulmaktadır. Kitabın sayfalarının arasında olan zehir kimin eline geçtiyse yavaş yavaş kara bir görüntüye dönüşerek ziyaretçilerini canından etmektedir. Tüm bu çaba insanları peşlerinden sürükledikleri büyük yalanlarının açığa çıkmaması içindir. Kitap en son bu itirafları rahibin ağzından dinletir bizlere. Adso'nun dilinden dinlediğimiz bu kitabın da aralarında bulunduğu, hacimli coğrafya bilgisine göre düzenlenen labirent şeklindeki kütüphane ve onu çevreleyen manastır sona doğru ortaçağa yakışan bir yangınla küle döner. Adso, yılar sonra ziyaretinde bir kitaplığın durduğunu ve birbirinden alakasız parçalarını birleştirmeye çalışır ancak anlamlı bir bütün oluşmaz. İngiliz zekasına sahip dedektif William ise ortaçağın ortalarında veba salgınında hayatını kaybeder.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
·
20 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.