·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Şubat 2021 21:17 Vezir Gambiti |4/5|
Hakkında konuştuğum neredeyse tüm kitap uyarlamalarında, sürekli söylediğim bir şey vardı. O da şüphesiz, kitap uyarlaması söz konusu olduğunda kitabın her daim daha iyi olduğuydu. Bugün bir istisnaya tanık oluyoruz arkadaşlar. Vezir Gambiti kitabı -bence- Vezir Gambiti dizinden daha iyi değil.
Birkaç ay önce izlediğim ve her dakikasını ayrı bir severek bitirdiğim, satrançla hiç alakam olmasa bile bana kendisini izlettirebilmiş olan Queens Gambit dizisinin kitap uyarlaması olduğunu duyduğum vakitten beri kitabın Türkçeye çevrilmesini bekliyordum. Nihayet İthaki yayınları tarafından dilimize kavuşturuldu kitap ve ilk fırsatta edindim.
Kitap hakkında söyleyebileceğim ilk şey, film kapağı olması. Ne yazık ki Netflix dizisi yayınlandıktan sonra ülkemize kazandırılan kitaplar hep film kapaklı oluyor. Mindhunter, Enola Holmes, Unorthodox; hepsi ülkemizde film kapakları ile yayınlandı. İthaki yayınlarının bu konuda farklı bir karar almasını beklemek isterdim.
Kitabı dizisinden ayrı değerlendirmek isterdim ama pek bir zor öylesi de. Dizi, kitabı %90 oranında uyarlamış. Haliyle kitaptaki sahneleri okurken aklınıza diziden sahneler gelebiliyor.
Buraya kadar bahsedip durduk da peki kitabın hikayesi ne? Kitap, küçük yaşta yetim kalan Elizabeth Harmon isimli kızımızın yetimhaneye düşmesiyle başlıyor. Hayatının bir noktasında satrancı keşfetmesiyle de karakterimizin yolculuğu bir nevi başlamış oluyor. Bir hayli geniş zaman atlamaları yapan, uzun bir dönemi anlatan bir kitap Vezir Gambiti. Harmon’ın yaşamındaki küçük-büyük önemli anlarına tanıklık ediyoruz.
Kitabın diziye kıyasla büyük bir avantajı var o da karakterin iç düşünceleri. Dizide karakter soğuk, mesafeli ve satrançta pek yenilmezmiş gibi dururken kitapta, satranç maçları esnasında ne kadar paniğe düştüğünü ya da stres yaptığını okuyabiliyoruz. Bu sayede karaktere bağlanmamız daha kolay oluyor, diziye kıyasla.
Yazın konusunda kitap yeterli bir anlatım gücüne sahip. Büyük betimlemeler dönmüyor ama kurgunun temposu duraksamıyor da. Yazarın üzerinde durduğu kısımlar, satranç maçları. Satranç ile hiç alakam olmadığı için maçların ne kadar ‘yüksek dereceli’ olduğunu ya da ne kadar tutarlı olduğuna dikkat etmedim. Yine de yalnızca o kısımları okumakla beraber, yazarın bir şekilde emek verdiğini görüyorsunuz. Basit açıklamalarla geçilebilecek birçok kısım hamle hamle aktarılmış.
Kitapla alakalı negatif düşüncelerimin ben daha düşünmeden dizi tarafından değiştirildiğini fark ettim. Negatif düşüncelerim hikayede yapılan tercihlerle alakalıydı. Dizi o tercihlerinin bir çoğunu değiştirmiş. O yüzden, genel anlamda bakıldığında diziyi daha çok beğendiğimi söyleyebilirim ama bu demek değil ki kitap kötü. Her şekilde kitap, benzeri pek kolay bulunamayan bir satranç öyküsü, bir kadın kahramanın erkek egemen bir spordaki yükseliş yolculuğu ve yetişkinlerin aldığı kararların çocuklarda nelere sonuç doğurduğuyla alakalı etkileyici bir hikaye.
Açık konuşmam gerekirse, benim gibi diziye bayılmadıysanız hem dizi hem kitabı tüketmenin bir anlamı olmayabilir. Burada karar sizin, her zamanki gibi. Güzel hikaye, güzel uyarlama.
Satrancın öneminin kaybolmayacağı güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.