·1025 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Şubat 2021 00:37 Rus edebiyatının vazgeçilmez yazarı Dostoyevski'nin, hepimizin vazgeçemediği ve sürekli okumak istediğimiz bir yazardır kendileri. Kim ondan vazgeçebilir ya da kim onu okumak istemez ki?
Bu güzel kitabı arkadaşımın doğum günü hediyesi etmesiyle kitaplığıma girdi. Yaklaşık 6.5 aydır bekleyen ve bu ay için sakladığım özel bir kitaptı. Daha önce olsa okuyamazdım. Kesinlikle elimde sürünür ve hatta belki de yarım bile bırakabilirdim de. Bu yüzden her zaman dediğim gibi
"Kitaplar doğru zamanda okunmayı bekler."
Karamazov Kardeşler bir babanın ve üç oğlunun yaşamış oldukları hayat ve sorunları, aynı zamanda o dönemi, insanları, ailelerini... de anlatıyor. Tabiki de koca kitabı bu cümleyle anlatılmaz biliyorum. Ama ben her zaman incelemelerimde spoiler vermediğim için en spoilersız bir biçimde yazmaya özen gösteriyorum. Üç kardeş var ve hepsinin de kendinelerine göre ayrı kişilikleri var. Kitap genel olarak üçüncü çocuktan bahsediyor. Tabi diğerlerinden de. Burada demek istediğim onunla daha çok karşılaşıyoruz.
İlk defa bu kadar kalın bir kitap okudum. Tabi bu benim için sorun değil. Kalın kitaplar gözümü korkutmuyor ama elde tutarken ağrıtması sadece benim için en büyük sorun oluyor. Dostoyevski okumayı çok seviyorum. Anlattıkları ve o güzel alıntılarına dakikalarca bakıyorum. Yaşattıkları da var hissettirdikleride. Ve en önemlisi bize kattıkları. Bu kitapta da buna rastlayacaksınız.
Kitap 400 bin kelimeden oluşuyor. Dostoyevski'nin son yazdığı baş yapıtıdır aynı zamanda. İki yıl da yazmıştır bu güzel eseri ve kitap yayınlandıktan sonra da Dostoyevski 4 ay sonra gözlerini kapamıştır.
Kitabı okurken kesinlikle aceleye getirmemek lazım. Doğru zamanda ve hazır hissettiğinizde okumalısınız. Yoksa ya elinizde sürünür ya da kitabı yarım bırakabilirsiniz.
Kitabı okurken ilk başlar güzel gidiyor, sonrasın da ise bazı yerlerinde çok sıkıldığımı söyleyebilirim. Bu yüzden kendimi bunaltmamak adına günde en az 50, en fazla da 60, 70, 75 sayfa okudum. Diğer bir kitapta beni bunaltan şey karakterlerin çok olması ve onları ayırt edememek oldu. Çok fazla karakterlere karşı özellikle dünya klasiklerinde bunu yaşıyorum. Tabi bu her kitapta olmuyor. Genel karakterler de sorun yok ama yan karakterler bunaltmıştı sadece. Sonrasın da kitabın anlatımı güzel ama ben istiyorum ki karakterler konuşsun ama bu yer yer oldu sadece. Üçüncü anlatım çok fazlaydı. Ve özellikle yazar karakterleri nerdeyse ince ayrıntısına kadar anlatması bile beni yordu diyebilirim. Bir ara bile okumak istemedim ama bunu yapmadım. Bunaltmadan kendimi okumaya özen gösterdim.
Kitap ilk başlarda yavaş aksa da son 200 sayfayı soluksuz okudum diyebilirim. Tabi kitabın ortalarını da...
Uzun ve yorucu bir yol oldu benim için ama güzel bir kitaptı. Keyifli okuma da oldu aynı zamanda.
Ölmeden önce okunması gereken kitaplardan sadece birisidir. Tavsiye ederim.