9/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2021 14:19
1850 yıl önceden, Roma’nın en iyi 5 imparatorunun sonuncusu Filozof Kral Marcus AURELİUS’un günümüze kadar gelen zamansız notları; işte kitabın güzel tarafı. Kitabı okurken bu detaylar sürekli olarak zihnimde canlandı, enteresan bir deneyimdi benim için.  Marcus Aurelius’un 12 kitap halinde kaleme aldığı notların ilk kitabı tamamen kaynak metin, bir nevi eserin girişi gibidir. Burada Marcus Aurelius’un hem karakter gelişimini, kimlerin hangi konularda kendini nasıl eğittiğini, hem STOA felsefesinin ve hem de düşünce dünyasının nasıl şekillendiğini bize isim isim madde madde anlatıyor. Bu metin bir stoacı yaşam felsefesinin anlatıldığı metindir. Her sayfasında nasıl yaşamamız gerektiği, yaşarken hangi evrensel ilkelere dayanmamız gerektiği konusunda bizi bilgilendiriyor. Marcus Aurelius’un nezdinde genel düstur şöyledir: ilk ilkemiz elbette erdemli olmak o yüce ahlak yaşamı. Bireyi hem evrenin bir parçası hem de toplumsal yapının bir parçası olarak ele alıyor. Bunun için de bireyin temelde zihninin huzurlu kılınması asli amaçlarından biri gibi görünüyor. Marcus Aurelius insanı evrenin bir parçası olarak görüyor, insanı diğer türlerden ayırt eden özellik akli bir varlık olmasıdır. Ve insan her zaman dünyadaki yaşamının geçici bir konaklama olduğunun bilincinde olmalı. Her şey birbirine dönüşmek suretiyle geçicidir, bu geçicilik sürekli olarak vurgulanmış kitapta. Doğaya uygun olan doğanın uygun gördüğü de bu değişimdir. Marcus Aurelius’a göre ölümü bir lütuf olarak kabul etmeliyiz. Çünkü nesnelerin dönüşümüne neden olan şey aracı bir unsur olan ölümdür. Bu düşüncenin ana fikrinde de şu var: Ölüm bir nesnenin özgürleştirilmesidir, Stoa’ya göre beden kurtulunması gereken bir şeydir, ölüm özgürlüktür. Çünkü belli bir bir bedensel formun bize egemen olmasından kurtulmuşuzdur. İyilik ve kötülük kavramına gelirsek; Bunun için şöyle bir argümanı var Marcus Aurelius’un; sadece iradene bağlı olan şeyler iyi veya kötüdür. Doğaya aykırı olmayan hiçbir şey kötü de değildir. Dolayısıyla doğaya uygun olan her şeyi koşulsuz kabul etme ilkeleri var. ASLINDA FELSEFESİNİN KISA ÖZETİ DE BUDUR; doğadaki her şey birbirine bağlıdır, bir bütündür. Ve herkes kendi rolünu oynar, bütünde o muhteşem düzeni-uyumu sağlar. Senin buradaki rolün tüm bunları koşulsuz olarak kabul etmen, bunlarla çatışmamandır. Bu hem kendi iyiliğin için hem evrenin hayrınadır. Gelelim tanrı meselesine; Marcus Aurelius’a göre evren tanrıları dışlamaz, Stoa'da evren tanrıların, insanların ve diğer her şeyin birlikte deneyimlediği ortak yaşam alanıdır. Tanrı evrene içkindir. Tüm evren tanrısal akıl tarafından kurulmuştur ve insan akli bir varlık olduğu için bu evrensel akıldan pay almıştır. Evrensel akıldan insanlar da pay aldığı içindir ki Stoa’da tüm insanlar eşittir, çeşitli devletler ve yasalar yerine bir devletin tüm insanlığa aynı yasalarla yönetilmesini savunur. Son olarak gelelim bu felsefede aklıma yatmayan birkaç konudan en önemlisine: Ölüm ötesi yaşama İnsanı sadece ölüm karşısında konumlandıran bu felsefe ölüm ötesi hakkında boşluklarla dolu. Okurken semavi dinlerdeki gibi ölüm ötesi yaşam hakkında pekte bilgi sahibi olamadığımızı gördüm. Mesela ahlakın, erdemin o en iyi - en yüce olma meselesinin bizim ölümden sonraki yaşamımıza nasıl bir katkı sağlayacağı açıklanmamış bir konu. Yani erdemli olmak, ahlaklı olmak, doğadan başımıza gelen, irademiz dışında her türlü felaketi, kötüyü koşulsuz olarak kabul etmek ve bunun karşısında o üstün ahlakımızdan vazgeçmemenin sonunda ya atomlarımıza ayrılacağız, yok olacağız veya göç edeceğiz (göç hakkında en ufak detay yok). Peki tüm bunların sonunda elimizde FELSEFENİN de nihai amacı olan ZİHİNSEL HUZUR MU KALIYOR? Bu gerçekten de bizler için doyurucu bir neden mi? Bu kısmı açıkçası beni pek ikna edemedi. Ayrıca kitapta kendini çok fazla tekrar eden cümle var, okuyunca fark edeceksiniz ama kendine alınmış notlar olduğundan bu kısımlarda ilkelerini kendine dikte ettirmeye, hatırlatmaya çalışan bir insanın çabası olarak gördüm ki bu insan bir Roma İmparatoru  Son olarak şöyle bir soru sordum kendi kendime; Peki bu Stoa felsefesi beni daha mutlu bir insan yapar mı? -Yapmaz, ama daha az mutsuz biri yapabilir. Pratikte direkt olarak karşılığı olan bu felsefeyi yakın takibe aldım, içselleştirmek dileğiyle
1000Kitap
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.