Biz onları (hikâyeleri) sürekli eski dönem efsanelerinin tekrarı olarak okumaya alışmışken, 'eski köye yeni âdet' misali, hikâye yazımında yeni bir tarz farkettim kaleminde yazarımızın..
Öyle ya, hikâye dediğin 'günün efsanesi' her neyse, yazılacaksa o temel alınırdı.
Bugün, robotların, hatta elektromanyetik boyutların birey sayıldığı, hak ve ödev sahibi olduğu bir dönemi yaşıyoruz, bununla birlikte, yaşamak için köle gibi çalışmanın yetmeyip, 'köle gibi düşünmenin' de gerektiği bir gerçeğe de alışıyoruz.
İşte, hikâyelerinin tema'sını oluşturan bu günümüz gerçekleriyle satır aralarında düşündürüp, finalleriyle güldüren, kâh Nasreddin Hocavâri zeki, kâh 'Kemal Sunal' tadında saf, akıcı ve özgün bir tarzla 'yeni' bir üslup ve eğlendirici dakikalar vaadediyor Büyük Ortaklı Küçük Hikâyeler size..
Tamer Bey'e kitabı bana imzalı olarak ulaştırmasında çok zahmet verdiğimin farkındayım tabi, nezaketine teşekkür yazışmamda kitap için ilk izlenimim olarak "silkeleyici" demiştim. İnsan fıtratının sınırlarının test edildiği bir kaç hikâyeyi daha okuduktan sonra 'artırıyor' ve 'iç okuyucu' diyorum..
On iki adet hikayeden oluşuyor kitap ve evet, bence bir bütün olarak baktığımızda hikâyelerde kendi ikircikliğimizle yeniden tanışıyoruz..
Tamer Sağcan'ın bir araştırma inceleme kitabı olan #k:113341kitabını da okumuş ve 'tarih dersine' farklı bir bakışı daha okuma şansı bulmuştum. İncelememde bakabilirsiniz http://1000kitap.com/gonderi/76070954)
Hikâye yazarlığını da bir okur olarak çok sevdim. Dostlara önerimdir, bu 'yeni yeni' hikâyelerle tanışmalısınız.
Elinize sağlık @Pio_Barrios bey ve tekrar teşekkürler.