·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Şubat 2021 05:15 “Ne olursa olsun tek bir tünel vardı, karanlık ve yalnız: Benimki; çocukluğumun, gençliğimin, tüm yaşamımın içinde geçtiği o tünel.”
Kendi tünelinde sıkışıp kalanlara, tünelinin deliklerinden gerçek dünyayı izleyenlere ve tünelinin anlattıklarını dinlemekten kaçmayanlara...
Fark ettim ki, bende gerçekten iz bırakan kitaplarla ilgili konuşmakta daha çok zorlanıyorum.
Tünel, benim tam da okuma zevkime hitap eden bir kitap oldu.
Ernesto Sabato bu romanında aslında zihnin birbirine dayalı domino taşları içerdiğini ve birine dokunmanın öteki taşın temsil ettiği her şeyi tümüyle paramparça edebileceğini anlatmış. Bu metni yarattığı anti kahramanın ağzından okuyor, onun zihninin karanlık odalarında geziyor ve zamanla nasıl bir parçalanma yaşadığına tanıklık ediyoruz. İnsanın en çıplak halini böylesine müthiş şekilde betimlediğini düşündüğüm, çoğu cümleyi belleğime kazıma isteği uyandıran bir metin. Üstelik yalnızca edebi tatmin sunmuyor, olay örgüsü öyle akıcı ki, elimden bırakmak istemedim.
Peki sizin tüneliniz nasıl görünüyor? Kendinizi ne vakit tünelde bulduğunuzu anımsıyor musunuz? Zihninizin en diplerinden gelen uğultulu, tahammül edilemez sesler bu tünel aracılığı ile size ne anlatmak istiyor olabilir?