Resmen anlatımın ve kurgunun esiri oldum. Uzun zamandır böyle keyifli bir polisiye okumamıştım. Yazarın kalemi, karaktere biçtiği iç ses inanılmazdı. Hayranlığım kıskançlığa dönüşmez umarım, lakin böyle bir kalem karşısında insan kendini sorguluyor, daha çok fırın ekmek yemen, çok çalışman lazım Elif’cim. Kusura bakma. Dost acı söyler.
Profesör Theo Cray bir biyolog. Dijital kodlar ve DNA’lar üzerine uzmanlaşmış. Çalıştığı bölge olan Montana’nın ormanlık alanında parçalanmış bir kadın cesedi bulunuyor. Dedektif Glenn, bir sebepten dolayı ilk olarak Profesörden şüpheleniyor ve onu sorguya çekiyor. Çok geçmeden anlaşılıyorki genç kızın ölüm sebebi aslında bir ayı saldırısı. Cesetten alınan kan örnekleri ve boz ayının dna kodları bu vahim tabloyla örtüşüyor. Polis, profesörü olaydan uzaklaştırmak istese de vaka ile ilgili onun aklına yatmayan bazı durumlar var. Hal böyle olunca bizim profesör kendi çabasıyla sadece bilime yönelerek bu işin peşine düşüyor. Peki araştırınca neler buluyor dersiniz? Bu gerçekten bir ayı saldırısımı? yoksa bambaşka bir yaratıkmı? Ya da bir insanmı? Öyleyse bile bir ayının DNA’sı ile nasıl eşleşiyor?
Bu kitap için goodreads’den ülkelerin verdikleri puanlara baktım. İspanyol okurlar sevmemiş. Hadi onları anlıyorum, içinde soygun ya da hırsızlık olsa kesin bayılırlardı. İngilizler ikiye bölünmüş sevende var sevmeyende ehh çok normal. Peki Fransa’ya ne demeli ya da Almanya’ya? Sevmemişler. Hadi ordan! bayılırlar kanlı vahşetli cinayetlere dedektiflik işlerine. Neyse siz siz olun bu kitabı okuyun. Polonyalılara da teessüf ederek yorumumu sonlandırıyorum.
Profesör Theo Cray polisiye serisi toplamda dört kitaptan oluşuyor. Şimdilik yalnızca ilk kitap dilimize çevrildi.
1. The Natüralist
2. Looking Glass
3. Murder Theory
4. Dark Pattern