Puan vermedi·348 syf.····Okunma: 19 Şubat 2021 16:43 Kitapla ilgili en güzel anlatımı son sözü yazan Bülent Somay yapmış aslında. Bir insanın hayatına yepyeni bir vizyon katmak istediğinde, özgürce düşünmeyi unuttuğunu hissedince okuması gereken bir kitap Mülksüzler. Binlerce övgü ve açıklama yapmak istiyor insan. Ama bu kitap size postmodernizmin vereceği her şeyi verdiğinden hepsini anlatamıyorsunuz. Çevre, feminizm, anti militarizm, etik, sanat, yapısalcılık hatta Marx'ın hayatımıza soktuğu diyalektik var içinde.
Ben okurken kafamda hayatımda çözemediğim çoğu sorunun cevabını buldum. Toplumsal vicdan ve ahlakın yükünü, çözülmesine izin verilmeyen organik toplumun parçalarını, bencillik ve sorumluluğun gerçek tanımını ve en önemlisi nasıl mücadele edileceğini...
Benim için bu en vurucu yeri Shevek'in kuramını kendi kontrolüne almak istediği o anki kendi varlığı peşinde koştuğu ve Arzlı büyükelçiye yaptığı tiraddı. Son sözler olarak onu buraya bırakıyorum. Zamanın ne olduğunu anlamıyorsunuz,” dedi. “Geçmişin
yittiğini, geleceğin gerçek olmadığını, değişim olmadığını, umut olmadığını söylüyorsunuz. Anarres'in ulaşılamayacak bir gelecek olduğunu düşünüyorsunuz, geçmişinizin değiştirilememesi gibi. O halde şimdinin dışında, Urras'ın o zengin, gerçek, dengeli şimdisinin, şu anın dışında hiçbir şey yok. Ve bunun sahip olunabilecek bir şey olduğunu sanıyorsunuz! Onu biraz kıskanıyorsunuz. Sahip olmayı isteyeceğiniz bir şey olduğunu
düşünüyorsunuz. Ama aslında gerçek değil, biliyorsunuz. Dengeli değil, sağlam değil- hiçbir şey öyle değil. Her şey
değişiyor, değişiyor. Hiçbir şeye sahip olamazsınız... Hele şu ana
hiç sahip olamazsınız -eğer onunla birlikte geçmiş ve geleceği
“de kabul etmezseniz. Yalnızca geçmişi değil, aynı zamanda geleceği de, yalnızca geleceği değil, aynı zamanda geçmişi de! çünkü onlar gerçek: şu anı gerçek kılan yalnızca onların
gerçekliği. Anarres'in gerçekliğini, kalıcı gerçekliğini kabul etmeden Urras'ı elde edemezsiniz, hatta anlayamazsınız bile.
Haklısınız, anahtar biziz. Ama bunu söylediğiniz zaman gerçekten inanmıyordunuz buna. Anarres'e inanmıyorsunuz. Bana inanmıyorsunuz, sizinle birlikte, şu an odanın içinde
olduğum halde... Halkım haklıydı, ben ise haksızdım: Size gelemeyiz.
Bize izin vermezsiniz. Değişime, evrime
inanmıyorsunuz. Bizim gerçekliğimizi -umudun olduğunu!- kabul etmektense bizi yok etmeyi yeğlersiniz. Size gelemeyiz. Yalnızca sizin gelmenizi bekleyebiliriz.”