Puan vermedi·100 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Şubat 2021 22:30 Ev içinde bulunma, yaşama ve çalışma hâli, yaklaşık 1 yıldır dünyadaki hemen herkesin hayatını değiştirdi. Adeta “format atılan” veya “güncellenen” hayatlarımızla, bu yeni “yazılım” çerçevesinde “virüs”e karşı durmaya çabalıyoruz.
İletişimin çok büyük oranda cep telefonları ve ekran üzerinden
sağlanması; kaçınılmaz olarak bu “iletişme”nin niteliği, karakteri,
sağlığı ve ahlaki boyutları üzerinde tartışmalar doğuruyor. Yeni bir
döneme girdiğimiz kesin. Salgın hastalık tamamen yokolsa dahi,
eski hayatlarımıza dönemeyeceğimiz de kesin. Tarihî bir döneme
tanıklık ettik, ediyoruz… diyerek biraz olsun teselli bulabiliriz.
İnsan evladının en büyük yapısal trajedisi, “kurulum”undadır.
Yani doğamızda bulunan “sakıntarihtendersalma” adlı bu genetik
şifre, Homo sapiens’in hem iktidarını hem de iktidarsızlığını sağ-
lamıştır. Diğer canlı türlerini elimine veya köle ederek “ilerleyen”
insan, kendi türünü de zaptı rapt altına alamayınca; dünya, doğa,
Tanrı veya Tanrılar (artık hangisine aklınız-gönlünüz yatıyorsa)
“madem öyle gel böyle” demiştir.
Demiştir ama, sizlerin de bildiği gibi insan evladı her zaman
“kendinden başka” olan veya “başka” olduğunu düşündüğü hem-
cinslerini günah keçisi ilan ederek (ve hatta onları yiyerek) haya-
ta devam eder. Hele ülkemizde, bu durumun olağanüstü örnekle-
ri hemen her gün yaşanmakta; düşmanlıkla tazelenen kalitesizlik,
değme virüse bile “ya bu kadar da değil artık” dedirtecek seviyede
seyretmektedir. Kimbilir, belki de bu sonsuz kötülük hâli Covid be-
lasını bile altedecek bir kimya salgılamakta ve “virüs virüsü söker”
gibi “anti-bilimsel ama efektif” bir metotla salgının kontrolünü
sağlamaktadır.
Böyle mühim saydığımız “entel” akıl yürütmeler içerisinde,
öteden beri yapageldiğimiz, daha doğrusu mecbur olduğumuz çe-
şitli biyolojik ihtiyaç işleri de var şüphesiz. Bunların başında ye-
mek yemek geliyor (bir de “sonu” var ama ona girmeyelim). Her-
kesin değişen oranlarda dışarda yemek yemek durumu vardı; artık
oranlar malum çok değişti. Ya evde yiyoruz ya da dışarıdan söylü-
yoruz. Evde yesek bile, hammaddeyi dışarıdan almak zorundayız.
Yemek rejimlerinin değişmesi, öğün saatlerinin kayması, hareket-
sizliğin artması ve “ev sakinleri”nin doğal olarak ev hırçınları”na
doğru evrilmesi, hepimizin hem beden hem kafa sağlığını etkili-
yor. “Ne olacak bu dünyanın, Türkiye’nin hâli” diye endişelenirken;
kendi küçük hayatlarımızdaki basit organizasyonlar konusunda bi-
le ne denli problemli olduğumuzu görüyoruz.
Ancak ben yine en çok yatları, katları, sarayları, adamları, yurt-
dışında paraları ve türlü türlü “krizi fırsatı dönüştürme” planları
olanlara üzülüyorum. Onların işi daha zor! Kazanacakları bir yana
ama, kaybedecekleri şeyler çok arttı.