El Fıkhu'l Ekber - İmam Azam
Beyan Yayınları / 125 syf
Puanım : 9
İmam-ı Azam Ebu Hanife, takva sahibi, fakih ve gıpta edilen bir adamdı. Kendisi Hanefi mezhebinin kurucusudur. Yaşamı boyunca pek çok ilimle meşgul olmuş ancak en çok fıkıh alanında öne çıkmıştır. Emevilerin son Irak genel valisi İbn Hübeyre kendisinden kadılık yapmasını talep etmiş ancak Ebu Hanife bu teklifi kabul etmemiştir. Talebi geri çevrilen vali hışımla Ebu Hanifeyi cezalandırmış ve 110 kırbaç vurulmasını emretmiş. Kadılık görevini ısrarla reddetmesi Ebu Hanife'nin kırbaç ve hapis cezasının sürmesine yol açmış, Ebu Hanife üzüntü içerisinde çok geçmeden vefat etmiştir.
İmamı Azam eserde Allahın isim ve sıfatlarından başlamış, iman inkar meselesi, mürtekib-i kebire, ruyetullah gibi pek çok kelami konuya değinmiş ardından fıkıh ilminin fazilet ve gerekliliğini beyan edip bazı konulara hükümler getirmiştir.
2017 hazırlık yılımda beyan yayınlarının 2 dil bir kitap projesi içinde çıkarmış olduğu bu nadide eseri heyecanla almış ancak çok fazla ilerleyemeden bırakmıştım. Henüz kelam ve fıkıh alanında hiçbir şey bilmiyor ve işin içinden çıkamıyordum. Ancak bu yıl kitabı tekrar okuma fırsatı buldum ve nasiplenebildim. Her ne kadar ilahiyat çatısı altında kelam ve fıkıh dersleri almış olsam da okudukça işin içinden çıkamadığım konular oldu,, neticede İMAM-I AZAM
Etkilendiğim beni şaşırtan bir noktaya değinmek istiyorum. Ebu Hanife'nin pek çok konudaki keskin tutumu beni hem düşündürdü hemde ürpertti. Örneğin ; bir kul Allah semada mıdır yoksa arzda mıdır bilmiyorum demesi onu kafir yapar diyor. Bunu da şöyle temellendiriyor : Kul dua ederken ellerini semaya kaldırır ve yukarıya yönelir aşağıya değil. Zira aşağı Allah'ın rububiyet ve uluhiyet vasfına uygun düşmez.
Burada arzı Allah'ın yüceliğine aykırı görüyor ve O, biz mahlukların yaşam sürdüğü arzda olamaz O, daima en yüce ve kudretlidir gibi bir tevile başvuruyor. Eleştirmek, yanlıştır demek asla haddim değil, Ebu Hanife' nin ilmini sınayacak bir makamada asla ulaşamam. Ancak genel ehli sünnet prensibini düşündüğümde bizler Allah'ı zamandan ve mekandan tenzih ederiz. O ne yerdedir ne gökte, her şeyden ve her yerden münezzehtir. Belkide zamanla fakihlerimiz bu konuda yeni hükümlerde ve tevillerde bulunmuş Yüce Allah'ı sema ve arzdan tenzih etmişlerdir.
Böyle kıymetli eserlerin elimize ulaşmış olması bizler için büyük nimet. Allah emeği geçenlerden razı olsun...