·70 syf.····Okunma: 20 Şubat 2021 19:52 Geleneksel cinsiyetler arası ilişkileri, kadınları belli şablonlar içinde değerlendirmemeyi toplumlar olarak en salt biçimde öğrenmediğimiz takdirde, içinde bulunduğumuz yerküre bir adım daha yaşanası ve insancıl olmayacak. Sayfaların arasındaki sesleri duymamız akabinde de duyurmamız gerekiyor. Kadın ya da erkek, siyah ya da beyaz, Batılı ya da Güneyli, Katolik ya da Budist... Bunları aşmak ne denli zor olabilir bilemiyorum. Şekilciliği, materyalistliği, etnik köken dertlerini bir kenara bırakıp hepimizde ortak olan çi'ye odaklanmalıyız. Bize hayat veren yaşam enerjimize. Dönüp baktığımızda yargısızca sadece İNSAN olarak görmeliyiz birbirimizi. Tüm bunları bir kenara kurulmuş çoğunluğa anlatmak, cinsiyetçiliğin önüne geçip insanca yaşamak o kadar zor ki. Eril zihniyetten kurtulamamış ilkel erkeklerden ve onların boyunduruğu altına girmiş, kimliğini unutup köleleşen kadınlardan bahsediyorum. Sizler saf bir budala olarak görülmekten korktuğunuz için kadınları oldukça yanlış değerlendiriyorsunuz. Ve size bu kadar itici gelen eğitimli, kendini yetiştirmiş kadınlara gelince, bizleri aslında hiç tanımadığınızı itiraf etmeniz gerekirdi. Okumak, eğitimli olmak bizim için ne çilecilik ne de hayatımızı çalışma masası başında geçirmek anlamına geliyor. Doğru perspektiften bakabilseydiniz böyle bir şeyin olası olmadığını ekseriyetle görebilirdiniz. Biz kadınlar eğitim sayesinde özgürlüğümüz için, haklarımız için mücadelenin içine, yaşamın içine giriyoruz.
Tek bir kadın yukarıda bahsini açtığım türden bir bireyin penceresini tamamıyla değiştirebiliyor. Doğru yaklaşımlar ve birliktelikle cinsiyetçiliğin önüne farkındalık yaratarak geçebilmek mümkün. Yüzyıllardır süre gelen bu ilkel bakış açısını kırmalı ve yoketmeli, hepimiz içimizde barındırdığımız İNSAN suretine bürünmeliyiz.