·210 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Şubat 2021 03:00 Öncelikle kitap Çince aslından çeviri ve sade bir dili var. Okurken zorlanmayacağınıza emin olabilirsiniz.Konusuna gelecek olursak, kitabın oturtulduğu zaman temeli Çin Komünist Partisinden önce ve sonraki dönemler. Aslına bakacak olursak kitaptaki konu gidişatıyla ,Çin’in o dönemdeki yaşadığı savaş ve devrim yılları paralel gidiyor. Kitabın ana konusu sanayileşmeyle bir parça kendine gelen ekonominin bozulmasının açlıkla sonuçlanması ve sosyalizmde yapılan yanlışların cezasını halkın çekmesi aslında. Yazar tabi bunları tarihsel bir olay örgüsünde değil de ana karakterimiz Fugui’nin yaşam öyküsüne yedirerek anlatıyor. Sanki bir gün ,bir tarlada Fugui’yle karşılaşan sizsiniz ve sizle sohbet edip ,size hayat hikayesini anlatıyor. Ama nasıl bir hayat...İnsan okuyunca gerçekten ‘ah yine mi keder ama artık yeter` diyor içinden . Çünkü Fugui,bir insanın yaşamında başına gelebilecek hangi acı varsa neredeyse hepsini,hepimizin yaşamaktan sakındığı her türlü duyguyu yaşadı. Yeri geldi çok utandı,çok acı çekti, çok korktu ama beni asıl şaşırtan şey ‘bunlar benim başıma neden geldi’ gibi bir duruşla karşılamadı bunları. Hepsini yaşadı ve yaşarken isyan etmedi. Ama keşke biraz daha yüzü gülseydi. Kitabın bitiminde “Fugui yaptığı her kötü şeyin cezasını mı ödedi , yoksa hayat ona davranması gerektiğinden çok daha zalim mi davrandı ?" diye bir süre düşündüm. Cevabım kesinlikle hayatın ona karşı adil olmadığı yönünde.