Puan vermedi·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Şubat 2021 01:33 Hermann Kafka. Bu mektubun sahibi. “Babaya mektup” bizim okumamız için yazılan bir kitap değildir. Kafka bu mektubu babası Hermann Kafka’ya yazmıştır. Ne var ki yazara olan ilgim, benim de diğer kafka okurlar gibi onun mahremiyetine girmeme sebep oldu. Bu aslında nezaketsiz bir harekettir. Kaldı ki o, mektup niteliğinde olmayan kitaplarının dahi yakılmasını istemişti. Ama madem ki böyle bir işe kalkıştık, bu mektup artık muhatabına değil, okuruna, “Franz Kafka’yı anlama” sorumluluğu yüklemektedir.
Mektuptaki en belirgin durum, Kafka’nın hayata olan güvensizliğinin çocuk yaşlarda, babasının evinde başlamış olmasıdır. “Baba evi” kavramını özellikle kullandım çünkü benim gördüğüm şey Kafka’nın “aitlik hissini” kaybetmesiydi. O ev babasının eviydi, ulaşamadığı Şato ise kendi evi. Dönüşüm öyküsündeki böcek gibi hissetme duygusunu bu mektupta ziyadesiyle hissedeceksiniz. Franz Kafka nın çok hassas ve kırılgan olduğunu göreceksiniz. Pragda yaşıyordu, sivri ve yüksek binalar vardı, uzun boylu ve geniş omuzlu babası vardı, bir de sıska ve çelimsiz Franz Kafka vardı. Hayır, mağdur edebiyatı yapmıyordu. Bütün eserlerinde umutsuzluğun yanında umut da yerini alıyordu. İnançsızlığın yanında inanç da yerini alıyordu. Ancak istenmeyen durumlardan kaçılamıyordu. Kötülük döngüseldi. Dünya hassas kalpler için cehennem değildi, dünya saçmaydı. Franz Kafka nın dünyası bana hep Albert Camus un “saçma”sını anımsatır. Otoriter saçmalık, bürokratik saçmalık, döngüsel saçmalık...
Tekrar mektuba dönecek olursak, Franz Kafka bir mektup yazdı. Sevgili baba, diye başladı ve mektubu iletmesi için annesine verdi. Annesi ise kocasının asla böyle bir şeyi okumaması gerektiğini söyledi ve mektubu Kafka’ya geri verdi. Kafka da bir daha böyle bir şey denemeye cesaret edemedi.