·218 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Şubat 2021 20:18 Dostluk… Anlamı en derin kelimelerden bir tanesi…. Dostunu bulduğun zaman ne rengin ne yaşın ne eğitimin ne de nereli olduğunun bir anlamı kalır… Kafa kafaya verdiğin dostunla dünyayı hatta evreni keşfedersin… “Çizgi Pijamalı Çocuk” da asla yan yana gelemeyecek (!) iki çocuğun hikayesi… Bruno ve Shmuel’in hikayesi… Onlar masumiyetin, samimiyetin, kardeşliğin, asla kopmayacak olan bağın hikayesi… Biri Hitler komutasında görevli olan Alman bir askerin oğlu, diğeri ise tel örgülerin arkasında köle olarak tutulan Polonyalı Yahudi bir ailenin oğlu… Biri zengin biri fakir… biri askerin oğlu biri köle… biri Alman çocuk biri Yahudi Polonyalı bir çocuk….biri yepyeni kıyafetleri ile en iyi eğitimi almış diğeri ise eğitimden mahrum bırakılmış her an ölümü bekleyen Alman askerler tarafından köle damgası vurmak için giydirilen çizgi pijamaları ile tel örgülerin arkasında bekleyen bir çocuk... Birisine kader daha doğarken gülmüş, diğerine ise cehennem olmuş bir hayat… her şeye rağmen dostluk sınır tanır mı? Asla…Hele ki o dostluk çocuk yaşlarda karşına çıkarsa ve samimiyetin doruğuna ulaşırsa… Kim savaş tanır kim farklılık gözetir?
Hem filmini izlemiş hem de kitabını okumuş birisi olarak kesinlikle okunması ve izlenmesi gereken başyapıtlardan bir tanesi. Krakow Auschwitz Kampını ziyaret edip orada minicik bebeklerin, çocukların saçlarının, kıyafetlerinin, oyuncaklarının dolu olduğu odaları, gaz odalarını, işkence yapılan yerleri gören birisi olarak bu kitaptan ve filmden iliklerime kadar etkilendiğimi bir kere daha belirtmek isterim.
John Boyne’ın “Hangi insanların çizgili pijama, hangilerinin üniforma giyeceğine kim karar vermişti?” cümlesi bütün kitabı özetliyor aslında… Hayat herkese adil değil maalesef…ve çoğu zaman ders dolu… Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.