Puan vermedi·128 syf.··Beğendi
· On iki yıl Orphalese Adası'nda sürgün hayatı yaşamıştır, El Mustafa. Artık bugün onun bayramıdır. Sürgün hayatı bitmiştir. Onu ana vatanına götürecek gemiyi beklemek için, sevinçle limana iner.
Orphalese halkı çok sevdikleri adamı biraz gitmekten vazgeçirmek, birazda son öğütlerini duymak için akın, akın limana gelir.
Herkes tek, tek öne çıkarak bu bilge adamın, hayata dair öğüt ve bilgilerini sunmasını ister. Madem gitmeye kararlıdır, her konudaki düşüncelerini anlatmalı, onları aydınlatmalıdır.
Bu eser, hem bir roman, hem bir şiir, hem deneme, hem de hikaye yerine geçebilir. Ben bu kitabın hangi kategoriye yerleştirileceğine asla karar veremedim. Ama şunu söyleyeyim ki, muazzam bir eser.
El Mustafa sadece ada halkına öğüt vermiyor, okuyucuya da veriyor. Öyle şeyler söylüyor ki tüyleriniz diken, diken oluyor. Evlilik, çocuklar, çalışma, neşe ve keder, suç ve ceza gibi konular üzerinde yapılan tespitler çok, çok evrensel. Her dine ve ırka mensup insanı ilgilendiren bu sözler, adeta yüreğe işliyor.
*Bu hep böyledir. Sevgi kendi derinliğini bilmez, ayrılık vakti gelip çatana kadar.
*Çünkü aşk, taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi. Hem besler büyütür, hem de budar sizi.
*Pişmanlık gece oldu mu habersiz gelir.