Her birimizin bir yerlerden aşina olduğu “Yabancı” kitabı hakkında yorum yapmak istedim. "Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum." Bu cümle kitabın ilk cümlesi olmakla beraber zihnimde yeni bir ışık yakmıştı Albert Camus. Karakterimiz Meursault birçok okuyucuya göre gamsız gelirken benim için normallikten ibaret oldu. Kendisine bile yabancı olan bu karakterimiz ölümün, acının doğallığının farkındaydı sadece.
Topluma olan uyumsuzluğu ile dikkat çekmiş, suç işlediği için mahkeme salonunda olan Meursault; yargılanırken dahi dik durmuş ve inanmadığı için ölümden dahi korkmayan bir karakterdir… Peki toplumun kabul görmüş normlarından aykırı düşünen insan gerçekten yabancı mıdır? Yoksa yabancılaştırılmış mıdır? Farkında olmadan sessiz bir yerde her bir satırını içselleştirerek okurken bu soruya yanıt arayacaksınız. Bu kitap sizde farklı duyguları misafir etmenize neden olacak ve ‘yabancılığınızı’ sorgulatacak.
Kitabın genel konusuna bakacak olursak varoluş felsefesine dayandığını söylemek pek de yanlış olmaz. Montaigne’den sonra ölümün doğallığına inanış yolculuğumda Meursault karakteri de benimle beraber ilerliyor. Albert Camus’un yazdığı kitaplardan ilk bunu okuyacak olabilirsiniz ama son olmayacağına eminim.