Puan vermedi·192 syf.··
2021 2. kitabı
Her ebeveynin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap mahremiyet eğitimi, . Yazar mahremiyet eğitimini, çocuğun kendi duygularını yönetebilme ve kendisine zarar verecek birine karşı iç dinamiklerini güçlendirme eğitimi olarak tanımlar. Mahremiyet eğitiminin utandırma ve mahcup etme amacı yoktur yalnızca çocukların kendi duygularını yönetme eğitimidir. Bugün ki ebeveynler çocuğun duygularını yönetmeye çalışıyor utandırmaya çalışıyor dışarıdan gelen baskılarla çocukların duygularını yönetilemez hale getiriyor. İşte bu yüzden mahremiyet eğitimi ile birlikte çocuk duygularını adım adım yönetmeye başlar.Çocuğun duygularını yönetmeye çalışan anne dışarıdan gelen tehlikeye karşılık çocuğa bağır çağır gibi direktiflerde bulunur çocuğun o anda kendisinde var olan savunma şekline fırsat vermez çocuğun kendisinde olan duygunun açığa çıkmasına izin vermez her çocuğun mizacı farklıdır tehlike anında farklı yöntemlerle kendini koruyabilen çocuklar vardır. Örneğin bağırmak yerine ayaklarını teperek yahut da ısırma yöntemi ile kurtulabilecek çocuk annenin telkinini dinleyerek kendini ikilemde bırakır. Kendi savunma gücü ile annesinin söylediği savunma gücü arasında kalır bu esnada tehlike çoktan onu yakalamıştır bu sebeple yazar ebeveynlerin çocukları kendi yöntemi ile kurtulma şekli olduğunu ve bunu yapabilmesi içinde çocuğun özgrlüğe ihtiyaçı olduğunu söyler eğer siz ebeveynler çocuğunuzun özgürlüğünü elinden almıssanız ve koruma duygularını ifade etmesinin önüne geçmişsseniz çocuğunuzun kolu kanadını kırmışsınız demektir Çocuk kendini duygularında hissedebildiği kadar korunmaktadır. Mahremiyet eğitiminin olmadığı yerde çocuk istismarlarının olduğunu gözlemleyebiliriz. Günümüzde sıkça rastlamış olduğumuz çocuk istismarlarının tamamen yok edilemesede en aza indirmenin yöntemlerini biz ebeyenlere aktaran Adem GÜNEŞ toplumumuzda artmasının nedeni olarak toplulumumuzun bu durumu tabu olarak görmesi ve bu konu hakkında daha önce akademik bilgilere yer vermeyip eksik bırakılmasından kaynaklı olduğunu düşünüyor. Çocukların eğitiminde baş karakter olan annelerimizin eksikliği de en büyük sebeplerden biri bana kalırsa çünkü evin ihtiyaçlarını gidermek için babaya destek olan anne maddi olarak çocuğunun ihtiyacını karşılasa da çocuğunu eğtimi hususunda eksik bırakır. Yazar “ Çocuk evde anne babanın ilgi ve şefkatini görmelidir. Çoçuk bu ilgiyi dışarıda arayacak duruma düşürülmemelidir.” diyerek günümüzde ki en büyük probleme nokta atışı yapıyor. Son zamanlarda evil çiflerin ayrılıkları ebeveynlerden ziyade çocukları yıpratıp ilgiyi dışarıda arar vaziyete sokuyor bu durumda dışarıda her türlü tehlikeye kapı aralar erken yaşta zararlı maddelerin kullanımı da ailelerin ilgisizliği yahut da otoriter tutumu oluyor. Bizleri yetiştiren anne babalar kendi anne babalarının uygulamış olduğu yöntemlerle bir nesli yetiştiriyor ve bu durum devri alem şeklinde devam ediyor. Böylelikle toplumumuzda geleneksel aile kültürü ile yetişen aileler çocuklarının eğitimi konusunda eksik kalıyorlar doğru bildikleri yanlışlarla çocuklarda var olan sosyal becerileri de yok ediyorlar doğuştan var olan öfke kontrolünü yok eden aileler çocuğunu en büyük tehlikeye sürükler öfkesi körelmiş çocuk istismara maruz kaldığında kendini savunamaz aileler için agresiflik olarak niteleyip körelttiği öfke çocuğunu avlanmayı bekleyen tavşan durumuna sokar. Aynı zamanda ailelerin çocuklarına karşı istemedikleri bir davranışı zorla yaptırarak yahut da aile içinde itilip kakılan çocukların da dışarıda oluşabilecek tehlikelere karşı direnme gücü azalır ve kendisine zarar verecek kişinin kendsinden güçlü olduğu düşüncesi ile kendini direnme göstermeden teslim eder. Yazar “Baskı zorlama ceza şiddet problem çözmek yerine daha da derinleştirir” diyerek bu duruma tanıklık gösterir. Uslu bir çocuk aileler için örnek bir prototiptir ne yazık ki.. Günümüz anne babalar çocuklarını hiç büyümemiş bir bebek gibi görüp onların sınırlarını görmezden geliyor dışarıya karşı oluşturdukları aurayı ailelerin yok ettiğini söyleyen Adem bey bu auranın korunması gerektiğini bir çok örnekler vererek bizlere gösteriyor mesela çocuğuna yaklaşan ebeveynin mesafe bırakıp seni öpebilir miyim diye izin alması gerektiğini söyler bu şekilde çocuğun fiziksel aurasının oluştuğunu çocuğa mahremiyet hissini kazandırdığını ifade eder. Mahremiyet hissini yok edende onları yetiştiren aileler.. Aileler çocuklarına belirli bir yaştan sonra onların özel alanlarının olduğunu gösterip onlara o alanı oluşturmalarına izin vermelidir. Çocuklarının bedenleriyle ilgili herhangi bir tasarrufta onlardan onay almalıdır. Örneğin altına kaçırmış olan çocuğundan izin alarak kıyafetini değiştirmelidir. Giyinirken, banyo yaparken, tuvaleti kullanırken yalnız olması gerektiği bililnci verilerek mahremiyet sınırlılıkları gösterilmelidir. Böylelikle sınırlarını bilen çocuklar kötü niyetli insanların kendilerine yaklaşmalarına izin vermez.İslami boyutta düşündüğümüzde de yazarın efendimizin (sav) çocukları yetiştirme hususunda vermiş olduğu tavsiyelerden faydalandığını görebiliriz. Kitapta istismara maruz kalmış çocukarın pedogoglarca yapmış olduğu görüşmelere de yer verilmiş bu yaşanmışlıklar kitaba daha da inandırıcılık kazandırıp okuyan her bireyi etkileycek düzeydedir. Aynı zamanda istismara uğramış kız ve erkek çocuklarında davranış bozuklukların farklı tezahür ettiğini, kızların genellikle içine kapanıp birilerine sığınma ihtiyacı hissederken erkeklerde agrasiflik hakim olup kendini güçlü birey haline getirmeye çalıştığını erkekler de kimlik bunalımı yaşamaya başladığını ve bunun etkisi ile kız çocuklarından uzaklaştığını belirten yazar sözlerine tacizcilerin toplum içinde bilinen yanlış özelliklerine de yer verir. Yazarın ebeveynler için yapmış olduğu tanıma dikkat çekerek sözlerimi sonlandırıyorum “Ebeveynlik; çocuğuna duygularını nasıl yöneteceğini öğretme sanatıdır ve çocuğa saygınlığı öğretebilme sanatıdır.”
Mahremiyet EğitimiAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20232,234 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.