Arda kalanlar
Puan vermedi·724 syf.··
2021 27. kitabı
Kitapla beraber öncellikle tüm tutunamayan insanları tekrar bana hatırlattığı için oğuz atay ve tüm tutunamayanlara rahmet okumakla başlamak istedim.Bu kitap sayesinde o insanlara rahmet okumayı sona bırakamazdım :( Tutunamayanlar hayatta belkide Selim Işığın ona göre tüm yaşantı ve okuma tecrübelerinden sonra bıraktığı tek değerli kelimeydi. Kitap, Turgut Özben'in yakın arkadaşı Selim Işık'ın intihar etmesiyle sarsılmasını ve onun neden intihar ettiğini araştırmasıyla başlıyor ve ilerledikçe Selimi ve onun çevresini, yaşantısından kesitlerini adeta bir film şeridi gibi gözlerimizin önüne seriyor. Öncelikle romanın karakterilerini tanıyıp tahlillerimi yapmaya çalışayım önce Turgut, kendisi bir mühendis ve kendini gerçekleştirmiş bir insan imajı çiziyor.Evli çocuklu ve başarılı bir iş adamıdır.Hayata sıkı sıkıya tutunmuş bir adamdır Selim,Turgut'un üniversiteden bir arkadaşıdır.Sürekli yaşama arzusuyla yanıp tutuşan kendinin dünyadaki yerini arayan,seven,okuyan,anlaşılmak istenen ve yaşamdan çok şey bekleyen bir karakter. Satır aralarında düzenli bir şekilde Turgut'un düşünceleri ekseninde ayrıca Selime olan sevgisi sebebiyle resmen Oğuz Atayın yada Turgutun,Selimin intiharına olan üzüntüsünü göreceksiniz.Ben kesinlikle Oğuz atayın biraz Turgut biraz Selim olduğuna yüzde yüz eminim ama ispat edemem :) Beni en çok etkileyen şey Turgut ve Selim'in genel kültürleridir.Burda Oğuz Atay kişiliğini romana yansıtmaktan kaçamamıştır.Bir yerden sonra ikilik bana göre bir tekliğe dönüşüyor.Böyle lirik bir konuda harika bir mizah anlayışı var.Türkçeye olan hakimiyeti ve hayalgücü bütün sınırları zorlamış.Bu kitapta yazarın olabildiğince titiz davrandığını düşünüyorum.Hatta bence yazarın mükemmeliyetçiliği yani Selimin hastalığı böyle bir kitaba iyi ki sebebiyet vermiş. Tutunamayanları yani Selim'i her bir duygusal yoğunluğunda kendimle benzetmekten alıkoyamadım.Selimi dinlediğimiz yerlerde acımız ikiye katlandı.Onu anlamayan insanları belki de bizleri yasa boğdu. Oğuz atay bunları yazarken bence şunu düşündü ben buna inanmak istiyorum.Farketmek ! tutunamayanları farketmemizi ve onları tutmamızı istedi.Çünkü o insanlar ne kadar okumuş yada kültürlü olursa olsunlar,duygular işin içine girince cahilleşiyorlardı.Duygusal bilgelik yada sosyallik ne yazık ki kitaplardan değil insanlardan ve yaşamadan geçiyordu. Şimdi Türkiyedeki intihar vakalarıyla ilgili bir yazı okudum.Yılda yaklaşık 3 bin kişi intihar ediyor.Yüzde 37 si bilinmeyen sebeplerden yüzde 27 si diğer sebeplerden ölüyormuş.Kalanları çoğu da hastalık ve geçim sıkıntısından intihar etmiş. Yani Selim Işık gibi kendini ifade etmede güçlük yaşayan,duygusal olarak beklediğini göremeyen tahminen 1500 kişi ölüyor olabilir.Bu sayı çok fazla değil mi ? Son olarak kitap pesimist yada karamsarlık yerine kesinlikle herkesin sürüklenebileceği olası problemleri ve duyguları tanımlayarak bizlere doğru yaşamanın yollarını göstermeye çalışmış olabilir yada ben öyle algılıyorum çünkü umudun olduğu yerde hayat ve şans her zaman vardır. Oğuz atay yada Turgut Özben üzüntüden sıklıkla "Bat dünya bat " diyordu. Biz inadına "Doğ güneş doğ" diyelim. Teşekkürler. Vural Öztürk
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.