Sessiz Protesto: Gül Yetiştiren Adam Üzerine
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 22:42
(Spoiler İçerir) Gül Yetiştiren Adam Türkiye’nin kuruluş döneminde başlayan sancılı toplumsal dönüşüm sürecini anlatan bir roman. Keyifle bir çırpıda okunan iki hikâyeyi içermekte. Hikâyelerden biri inandığı değerler uğruna Kurtuluş Savaş’ına katılmış ve bu savaş sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ise kuruluş ilkeleri ve gelişiminin savunduğu ilke ve değerlerle çelişkisi karşısında kabuğuna çekilmiş ve sessiz bir protesto süreci yaşayan 80 yaşındaki Gül Yetiştiren Adam’ın öyküsü; diğeri ise Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme serüvenine uyum sağlamış muhtemel ikinci kuşak içerisinde yaşayan birtakım gençlerin seküler yaşantılarının çıkmazının öyküsü. Yazar bu iki hikâyeden hareketle okuyucunun “Hangi yaşam şekli daha anlamlı?” sorusunu yanıtlamasını hedeflemiş olmalı. Eser bir okuyucu olarak beni de rahatsız etti. Kitapta anlatılan değişimlerin kaçınılmaz oluşunu düşündüğümden bu rahatsızlığı yaşamış olabilirim. İnanç ve değerler sorunun bugünün şartlarında tek bir odağa bağlanabilmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Yazarın kitapta da belirttiği gibi “İman gizli İslam açıktır.” fikrini örneklendirirken kullandığı ve İslam’ın açık yaşanmasına örnek olarak verdiği kılık kıyafet(şapka takarsan inanç ve değerlerini kaybetmiş dejenere biri olursun) örneğini yüzeysel buldum. Bu fikir eğer “Her insan inancını özgürce yaşayabilmeli” minvalinde verilseydi ve bu sorunun da ulus devlet inşa etme sürecindeki pek çok inanç ve inanış şeklini yasaklayan veya değiştirmek isteyen anlayışının yarattığı zulümlere değinilseydi belki daha gerçekçi ve sosyolojik bir değerlendirme olabilirdi. Bunun yanında gül kokusu yerine çimento kokan şehirler örneği gibi kentleşme üzerinden verilen örneklerin ve Maraş’ın eski ve yeni halini betimleyen bölümlerin ise daha gerçekçi yansıtıldığını düşünmekteyim. Pragmatizm ve çıkar uğruna yitirilen güzellikler olarak bakarsak tabi. Öte yandan yazarın verdiği modern yaşamın yozlaşmış bir örneği olarak verilen öykünün ise sığ olarak aktarıldığını düşünmekteyim. Yazarın bu anlamda kurguladığı karakterlere ve yaşam şekline biraz uzaktan baktığı ve sabit bir fikirle yaklaştığını düşündüm. Bu fikre kapılmamda muhtemelen Vegas’ta geçen öykünün sanki Türkiye’de geçiyormuşçasına anlatılışı neden olmuş olabilir. Bu yaşam tarzının betimlemeleri çok daha gerçekçi yapılabilirdi. Modern yaşamın ilişkilerindeki samimiyetsizliğin ve zevk temelli yaşam şeklinin birey üzerinde yarattığı boşluk ve anlamsızlığın onu götürdüğü hazin sonun (intihar) verilişinde yazarın bu yaşam şeklini derinlemesine verilememesi bende “Evet, dünyevi ve zevk temelli yaşam insanın boşluğa düşmesine intihar etmese de mutsuz olmasına neden olur” gibi bir fikre götürdü. Ancak modern bireyin de hayatında evrensel ve insani değerler olabileceği fikri kitaptan elde edilen ve yazarın tezi sayılabilecek bir önceki fikri benimsememi zorlaştırdı. Kitabın dil ve anlatımını ise oldukça şiirsel ve akıcı buldum. Yazar kendi perspektifinden modern edebiyatın çoğulcu ve imgesel anlatım tarzını güzel bir şekilde uygulamış. Kitabın serbest anlayışla yazılmış olan şiirsel bir girişle başlaması ve bu şiirlerde yazarın anlatmak istediği fikirlerin sezdirilmesi okuru da kitaba hazırlamaktaydı. Ayrıca savunulan fikirlerin kurgulanan özdeyiş gibi cümlelerle (Savaşarak neyi ortadan kaldırmak istemişse savaştan sonra o gelmişti/ Kendi hayatını yaşayan bir derviştir o.) okura aktarılması eserdeki fikirlerin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır.
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,7bin okunma
·
11 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.