Puan vermedi·481 syf.····Okunma: 01 Mart 2021 19:46 Maceralar peşinde koşan,tutkulu Livaneli.
Zulümlere, geçmişimize, kadınlara ve dünyada olup bitenlere duyarsız kalamayan onları işleyen kelimelere nazikçe döken güzel yazar...
“Huzursuzluk” ile sarsılan benliğim ikinci darbeyi “Serenad”la aldı.Bu yorumum olumsuz anlaşılmasın bilakis o kadar etkileyici ki bundan kaynaklı bu sarsıntı . Okuyun arkadaşlar “Serenad” veya “Huzursuzluk” ya da diğer Livaneli romanları fark etmez birinden başlayın Livaneli eseri okumaya .Devamı mutlaka gelecektir .Zülfü Livaneli gibi bir yazarın dili bu kadar akıcı, kurgusu o kadar sağlam, konusu o kadar gerçek olan yapıtlarından habersiz kalmamış olursunuz.Livaneli sizi hiç
“Seranad”ı sanki bir müzikalin içinde gibi; hiç yorulmadan sadece duygusal yorgunluklar yaşayarak okuyorsunuz .
Maya Duran başkahramanlığında bir kadın dilinden erkek yazar; adını konuşturuyor, bütün tabulara rağmen kadını anlatıyor; güçlü kadın, başına gelen olumsuzluklara rağmen güçlü kalabilmeyi, hayatının mahvolmasına rağmen tekrar ayağa kalkmayı bilen, pes etmeyen kadın Maya.Araştırarak inanan, sorgulamadan inanmayan, yüreğinin vicdanının sesini dinleyen toplumsal duyarlılığı olan bir kadın.İş gereği hayatına birden giren profesör bir adamla hayatı alt üst oluyor. Fakat her şeye rağmen bu olumsuzluklar onun hayatında yeni bir sayfa açıyor yeni tertemiz bir hayat sunuyor ona.Maya gibi bizler de hayatta olumsuz acı şeyler elbette yaşayacağız fakat bunlar bizi olmamız gereken noktaya götürmek için başımıza geliyor.Maya da olduğu gibi .
Geçmişteki gizemlerin ortaya çıkmasıyla devam eden içerisinde hüzün,pişmanlık, yalnızlık barındıran çok sürükleyici bir hikayeye tanık olacağız ve baş karakter Maya bu sırları çözmeye uğraşıyor ve tarihte yaşanmış olaylara da şahit oluyoruz. Bilmediğimiz ve öğrenmemiz ne çok şey var hayatta,bunu anlıyoruz bu kitap sayesinde. Beynimiz bilgi ile doluyor ve gerçekten öğrenme açlığını hissediyoruz. Aynı zamanda 60 yıllık bir aşk ve beraberinde 2.Dünya Savaşı’nın karanlık günleri.Yahudi soykırımı ve devamında gelişen bazı olaylar.Açığa çıkan bu olaylar neticesinde hiçbir hükümetin masum olmadığını görmekteyiz.”Ah şu devletler yapay sınırlarla insanları bölen, acıların kaynağı devletler.” İbni Haldun’un dediği gibi “Coğrafya kaderdir” ve kitaptaki serüvende hayatlarına tanık olduğumuz üç kadının kaderi de coğrafyaya ve zamana göre çizilmiş. Struma gemisinde yaşananlar Nazilerin yaptığı Yahudi katliamı çevresinde savrulan hayatlar...Sevdiği biri ırkı farklı olduğu için elinden alınan bir adam ve bütün yollara başvurmasına rağmen dürbünle baktığında sevdiğini görebilecekken ona kavuşmamak ve 70 günlük bekleyişten sonra sevdiği kadının gözlerinin önünde kayıp gitmesi.İnsanın insana zulmü .”Farklı (olmak )düşünmek bazen çok zaman düşman kabul edilmenin nedeni olurdu.”Kimi insanın yüreği karanlık kiminin aydınlıktı gece ile gündüz gibi .”