Puan vermedi·382 syf.··
2021 12. kitabı
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Türk toplumunun modernleşme sorununa getirilmiş en sağlam eleştiridir. Kitabı bu kadar önemli yapan , modernleşme sorununu dönemin birçok yazarı gibi karikatürize ederek değil; felsefi, sosyolojik psikolojik ve tarihsel olarak sağlam temellere oturtarak anlatmasıdır.Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi ismi bile absürd olan, her bölümünde hiciv bulunan bir eser için bu yorumu yapmak garip gelebilir ancak eseri incelediğimizde hiciv ve absürd kavramlarının ötesinde sağlam bir toplum tahlili olduğunu görmek mümkündür.Zaten bana göre eserin alamet-i farikası budur. Sanılanın aksine "kitap dili çok ağır" bir kitap değildir.Bana göre kitabı ağır yapan şey biçimden ziyade içeriğidir.Dilinin ağır olduğunu düşündüren "mamafih, filhakika, binaenaleyh, hülasa..." gibi kelimelerin sıkça kulllanılması olabilir ancak birkaç kez sözlüğe bakarak bu sorunu aşmak mümkündür. Kitapla ilgili zorluk ya da ağırlık gibi kavramlardan söz edeceksek bunu içeriği için söylememiz daha olasıdır keza kitapta sembolik anlatımlar, göndermeler , tarihsel arka plan , sosyal, psikolojik tahliller ziyadesiyle mevcuttur. Kitabın olay örgüsünü oluşturan iki ana karakter Hayri irdal ve Halit Ayarcı'dır. Halit Ayarcı modernleşmenin ateşli bir savunucusudur.Diğer tarafta da Hayri İrdal vardır ancak Hayri İrdal'ı modernleşme görüşünün tam karşısına koymak haksızlık olur.Hayri İrdal modernleşmeye kökten karşı olan biri değildir. O, toplumun gelişirken köklerinden kopmadan, geleneği reddetmeden gelişmesi gerektiğini savunan biridir.Romanda modernleşme fikrinin tam karşısında duran kişi Muvakkit Nuri Efendi'dir. Hayri İrdal "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" gibi çılgınca bir fikri toplumun kabul ediş sürecini hayretler içerisinde izler ancak zamanla kendisi de duruma pragmatik bir şekilde bakarak( ya da zorunda kalarak) uymaya başlar. Hayri İrdal bu çelişkiler içerisinde kendisini Dr. Ramiz'in yanında bulacaktır.Bu bölümde psikanaliz yöntemi üzerinden topluma modernleşmenin nasıl dayatıldığı anlatılır.Akla hayale gelmeyecek yöntemlerle Hayri' ye hasta teşhisi koyulur ve rüyayı istenilen şekilde görmeye zorlanarak değişimi kabul etmesi istenir. Hayri'nin klinikte yaşadığı süreç, topluma modernleşmenin nasıl dayatıldığının sembolik bir anlatımıdır. Hayri İrdal'ın kahvedeki insanları anlattığı bölümde muhteşem bir toplum tahlili vardır.Yazar toplumun farklı kesimlerinden insanları kahveye toplar ve Hayri İrdal'ın gözünden toplumun modernleşmeyi nasıl kabullendiği anlatılır.Yazar burada değişimi anlatırken adeta sosyolojik bir röntgen çeker. Tabi bu değişim süreci sadece Hayri İrdal'ın gözünden değil toplumun ve özellikle Halit Ayarcı'nın gözünden de anlatılılır.Halit Ayarcı "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" fikrini felsefe,tarih, kültür, mimari,medya gibi temellere dayandırır.Halit Ayarcı'ya göre"Çağ artık bürokrasi çağıdır" ve bu çağ kendi kültürel ve sosyal değerlerini yaratmıştır. Mesela artık müzik yapmak için nota bilmeye gerek yoktur; Hayri'nin baldızı cırtlak sesiyle şarkıcı olabilir çünkü sanat artık bilgi, birikim, yetenek işi değil bir gösteri ve eğlence işidir.Hayri'nin baldızını dinlerken kulaklarının kanaması baldızının müzikten anlamamasından değil Hayri' nin "çağ" a ayak uyduramamasındandır. ( Çağımızın popüler kültürünü hatırlattı mı?) Ya da köşe yazılarında veya röportajlarda gerçeği eğip bükmek ya da işimize gelen tarafından bakmak ve "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" fikrine uygun haber yapmak mümkündür çünkü artık önemli olan olgular değil algılardır. (Çağımızın medya anlayışını hatırlattı mı?) Veyahut tarihte Ahmet Zamani adında birinin yaşamış olması mümkündür çünkü tarih ancak çağımıza uyabilecek( ya da uydurulabilecek) kişilerin tarihidir. İnsanlar"Saatleri Ayarlama Enstirüsü" rüyasındaydı ancak Halit Ayarcı da modernleşme rüyasındaydı. Bu rüya onu toplumun gerçeklerinden uzaklaştırmıştı. Halit Ayarcı'nın unuttuğu bir şey vardı; toplum yeni olanı kendi çıkarına uygun olduğu ve rüyada olduğu sürece kabul ederdi. Halit Ayarcı çalışanları için Saatleri Ayarlama Enstitüsü' nün "muhteşem" binasına benzer "saat evler" yapmak istediğinde çalışanları buna karşı çıktı.Hayran oldukları, çılgınca alkışladıkları enstitü binasının aslında sağlam olmayan absürd bir yapı olduğunu içten içe biliyorlardı.Koşullar çıkarlarına uymadığı anda o koşulları yaratan değişime karşı çıktılar. Halit Ayarcı bu durumu şöyle açıklıyor ve kitabın ana fikri olacak, sonuç kısmını yazmaya gerek bırakmayacak şu sözleri söylüyor:"Hiç boks maçına gitmediniz mi? İlk önce bakamayız bile! Sonra birdenbire heyecanlanırız, bir tarafı tutarız. Bir an evvel, kâfi derecede kuvvetli olmamasına kızarız,haykırırız. Haydi!..deriz,daha kuvvetli! Daha müthiş!.. deriz ve öyle olmadığı için üzülürüz. Fakat hangimiz o esnada o adamın yerinde bulunmayı isteriz? Hiçbirimiz,değil mi? Bunlar da öyle işte... Mücadeleyi bizim tarafımızdan seyrettiler. Ve bizi alkışladılar. O anda çok samimi idiler. Fakat şimdi siz, Ringe buyurun!deyince iş değişti. Burada kendi menfaatleri,emniyetleri var."
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353,1bin okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.