İncelememe kitabın adı ve anlamı ile başlamak istiyorum. Yazarımız sevgili Ray Bradbury kitaba birçok isim verdiğini ancak en son "Kitaplar kaç derecede tutuşup yanar?" diye sorgulamaya başlayıp şu cevaba ulaştığını söyler; 451 Fahrenheit. Aldığı cevaptan tatmin olan yazarımız ters çevirip distopik eserine "Fahrenheit 451" ismini verir. Şimdi yavaştan içeriğe doğru bir yolculuk yapalım. "Yangın" terimi aklımıza itfaiye erlerini getirir değil mi? İtfaiye erleri çıkan yangınlarda sorgusuz sualsiz önce can sonra mal güvenliğini esas alarak yangınlara müdahele ederler. Peki ya gelecekte itfaiyeciler yangın söndürmek yerine yangın çıkartırsa? Buna karşılık, "Neyi, neden yakacaklar?" diye sorabilirsiniz. Hemen cevap vereyim; kitapları, toplumu düşünmeye ve sorgulamaya ittiği için.
1953 yılında yazarımız Ray Bradbury insanların, "aptal kutusu" olarak nitelendirilen televizyonlara nasıl bağlandıklarını ve bu bağlanışın toplumu ne denli etkilendiğini görür ve "Bu böyle sürerse... artık kimse kitap okumayacak." diye düşünerek bir kütüphanenin bodrumunda saatlik olarak kiralanabilen daktilolardan birinin başına geçip kurgusunu yazmaya başlar.
Distopik eserin konusu ise şöyle: Guy Montag işini severek yaptığına ve eşiyle birlikte yaşamakta olduğu hayatta mutlu olduğuna kendini inandırmış bir itfaiyecidir. İleri teknolojinin hüküm sürdüğü bu yüzyılda itfaiyeciler söndürmek yerine yakıyordur! Hem de kitapları... Montag bir gün mahallesine taşınan Clarisse ile tanışır. Her konuştuklarında Montag düşünmeye, sorgulamaya başlar. Sonra ne mi olur? Montag kendini inandırdığı yalanlardan sıyrılıp gerçeklere doğru yola çıkar. Biz bu tehlikeli yolda yaşadıklarına şahit oluyoruz.
Neil Gaiman "Sunuş" bölümünde, "Kitap yayımlandı ve övgü topladı. İnsanlar kitaba bayılmıştı ve onun üstüne tartışıyorlardı. Sansürle, zihin kontrolüyle, insanlıkla ilgili bir roman, diyorlardı. Devletin hayatlarımızı kontrol etmesiyle ilgili. Kitaplarla ilgili." diyerek geçmişe dikkat çekiyor ve aklımıza -ya da aklıma- bir soru getiriyor. Acaba günümüzde kaç kişi bu uyarı niteliğindeki kitabın varlığından haberdar ya da kaç kişiye bu uyarı ulaştı? Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; bana ulaştı ve beni etkiledi. Herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum, özellikle bu dönemde. Birkaç eleştirim vardı ancak çok uzayacağını düşündüğüm için eklemeyip kendime sakladım. Bu yüzden incelememi bir soru ile sonlandıracağım; kitaplar bir "silah" ise siz namlunun ucunda duracak kişilerden misiniz?