“Memlekette Tanzimat’la başlayan züppe ve köksüz insanla, memleket şartlarının yetiştirdiği hakiki münevver arasındaki farkı göstermek isteyen bir roman.”
- AHMET HAMDİ TANPINAR
Tanzimat döneminde Osmanlı toplumunda oluşan modernleşme çabası önemli boyutlara ulaşmıştır. Osmanlı Devleti bir takım yanlış politikalar ile batılılaşma adı altında yapmış olduğu yenilikler sonucu Osmanlı toplumunda alafrangalaşma hareketi başlamış ve Tanzimat Edebiyatı sanatçılarımızın eserlerinde “ Yanlış Batılılaşma “ konusunun işlenmesine sebep olmuştur. Aslında batılılaşma fikri Tanzimat sanatçıları için mantıklı bir hareketti. Batılı tarzda ürünler olan Roman, Tiyatro, Hikâye gibi türlerde birçok eserler verilmeye başlanmış ve edebiyatımız için yeni ve batılı adımlar atılmış. Ancak bunun yanında da batının “yanlış” yönlerinin alınmaması için büyük uğraşlar verilmiş ve bu doğrultuda edebiyat tarihimizin en önemli eserlerini halka sunulmuştur. Batı özentiliğini gerçekçi bir biçimde bizlere sunmayı hedefleyen Ahmet Mithat Efendi, Felatun Bey´i okuyucularına gösterir. Şahsı tanıtmak için bizlere aile yapısından bahsetmektedir. Felatun Bey´in nasıl bir kişiliğe büründüğünü babasının ona davranışlarından anlamaktayız. Ahmet Mithat Efendi romanın bu kısımlarında bize ailenin birey üstünde oluşturduğu etkiyi gözler önüne sermektedir. Felatun Bey´e karşı Rakım Efendi´yi örnek karakter olarak karşımıza çıkarmıştır. Rakım Efendi, ülkü değer ve çok çalışkan bir Osmanlı kişisi olarak yansıtılmaktadır. Çok masum biri olarak gösterip onu el üstünde tutma amacında değildir. Felatun Bey´in hayatının tam tersi bir hayat yaşayan Rakım Efendi, yanlış batılılaşmaya karşı önemli bir örnek olarak edebiyatımızda yer almaktadır. Bireyin davranışının aileden geldiği görüşüne dönecek olursak Rakım Efendi´yi de bu görüşe örnek olarak gösterebiliriz.
Rakım Efendi zengin ailenin gelmemekle birlikte ailesinin de olmadığını ona bakan dadısının çamaşır yıkayarak onu büyütmesi onun böyle biri olmasının en büyük nedenlerinden biri olarak kabul edilebilir. Felatun Bey´in babası öldükten sonra kendisine kalan miras ile yeni bir iş kurmak veya o parayı düzgün kullanarak geleceği düşünmek yerine parayı İtalyan Aktris Polini ile harcamayı seçmesi onun sonunun nasıl olacağını bizlere göstermektedir. Felatun Bey, Mustafa Meraki Efendi´nin bıraktığı mirası harcamakla doymayıp üstüne borca girmesi onun için sonun başlangıcı olmuştur. Öte yandan Ahmet Mithat´ın örnek rolü olan Rakım Efendi ise tırnakları ile kazıyarak tamamen alın teri ile bir yerlere gelmek için çabaladığı ve sonunda o çabalarının meyvelerini toplamaya başladığını görmekteyiz. Rakım Efendi, batının ilmini almış ve kendi kültürü ile harmanlamış bir Osmanlı bireyi olması ve öğrenmiş olduğu yabancı dilleri hem evlenmiş olduğu zevcesine hem de para karşılığında diğer insanlara öğretmektedir. Romanın başlarında zengin ve saygı bir hayat yaşayan Felatun Bey, parası azaldıktan sonra gördüğü saygıyı kaybetmesi ve onun tam tersi olarak Rakım Efendi´nin yavaş yavaş saygı gören biri haline gelmesi bizlere, “ne oldum değil ne olacağım” mesajını vermektedir. Bu siyah-beyaz zıtlığında gelişen olaylar doğrultusunda Felatun Bey´in sonun nasıl olacağını bizlere romanın her bölümünde belirten Ahmet Mithat Efendi, Rakım Efendi´nin ise nasıl ilerleyeceğini ise bizlere “ İngiliz aile “ örneği ile göstermektedir. İngiliz ailenin kızlarının kendisine aşık olduğu bir kahramana dönüşmektedir. Ahmet Mithat Efendi, İngiliz aileyi batı uygarlığı olarak sembolleştirmektedir. Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi´nin uygun gördüğü dozda batılı, uygun gördüğü dozda da yerli bir tipleme oluşu onun bu kadar hayran toplamasının en büyük sebebidir. Felatun Bey kadar olmasa bile onunda kaçamak noktaları hep vardır. Rakım Efendi´nin yapmış olduğu bu kaçamakların başına iş açamamasının nedeni Ahmet Mithat Efendi´ye göre karda yürüyüp izini belli etmemesinden kaynaklanmaktadır.
Bize sunulmak istenilen yeni Osmanlı bireyinin nasıl birisi olduğunun en büyük örneği olan Rakın Efendi´nin doğruyu yapması gerektiği, yanlış yaptıysa bile bu yanlıştan hemen dönülmesi gerektiğini bizlere anlatmaktadır. Felatun Bey karakterinin ise mirasını tüket ip ve o da yetmeyip borca girmesinden sonra iyice batması sonucunda ona yardım eden aile dostlarının sayesinde İstanbul dışında iş bulur ve büyük utanç duyarak şehirden ayrılmak zorunda kalır. Felatun Bey´in alafranga hayatının sonucu düşmüş olduğu duruma günümüzde de dikkat etmemiz gereklidir. Batı medeniyeti yüzyıllardır yükselişte olduğu için doğu medeniyetinde refah bir yaşam sürmek isteyen bir kişi kendini o medeniyeti örnek almaktadır. Günümüzde “lüks” adı verilen kavramın insanlığımız için gereksiz bir şey olduğu aşikardır. Ahmet Mithat Efendi´nin “Felatun Bey ve Rakım Efendi” adlı romanında bize sunmuş olduğu en büyük tez ise “İnsan çalışmalıdır, çalışan insan kazanır ve kazanan insan mutlu olur.” düşüncesidir. Elbette batılı insan çalışmıyor anlamında yorumlanamaz. Ahmet Mithat Efendi, Osmanlı´nın batılılaşması ama doğru batılılaşması doğrultusunda yeni bir Osmanlı burjuvazisi oluşması gerektiğini bizlere anlatmak istemektedir. Bu yeni kimlik inşası için ise bu eseri ortaya atmış ve Osmanlı toplumunun rol modeli olarak Rakım Bey´i örnek göstermiştir. Bu yeni arayışın en büyük adımını yine bu büyük eser ile atmış olan Ahmet Mithat Efendi, günümüzde hatta gelecekte dahi ihtiyacımız olabilecek toplum yapısının nasıl olabileceğinin temelini bu eserle atmıştır. Sıkıntılı günler geçirdiğimiz bu Pandemi sürecinde bile insanımız alafranga yaşamından ödün vermemekte ve hem kendi hayatının hem de bütün insanlığın hayatını tehlike atmaya devam etmektedir. Bu süreçte sonlarının Felatun Bey gibi olur mu bilinmez ama böyle devam ederlerse alafranga yaşamın etkisini en az onunki kadar hissedecekleri kaçınılmaz bir son olduğu aşikardır. Yanlış Batılılaşma mevzusunun bu milleti yüzyıllardır etkisi altına alması hem açgözlülüğün artasına hem de gelişiminin yavaşlamasına sebep olmaktadır. Çözüm ise Ahmet Mithat Efendi´nin, “Rakım Efendi” adlı kahramanında saklıdır.