Puslu Kıtalar Atlası, bitirdiğim anda benim için okumakta geciktiğimi düşündüğüm bir esere dönüşüverdi. Aklım hala, Osmanlı döneminde geçen ama tarihi gerçekleri anlatmak yerine, tılsımlı rüyalar misali dünyada gezinen bu kitapta kaldı.
Uzun İhsan Efendi'nin anlaşılamayan gizemi, oğlu Bünyamin'in babasının yazıp ona verdiği kitapla ve kara bir parayla imtihanı. Arap İhsan'ın garip varlığı. Alibaz'ın tuhaf kaderi. Hınzıryedi, Ebrehe, Dertli, Aglaya, Zülfiyar, hepsi ama hepsi, açılımı yapılması gereken ilginç karakterlerdi. Kitabı okudukça içinde kayboldum. Geçmiş ile geleceğin nerede başlayıp bittiğini, hasılı nasıl kesiştiğini düşünmekten kitabı hangi ara bitirdiğimi bile anlayamadım. Sonunda beğenilen bir kitabı bitirenlerde rastlandığı üzere, dimağımda çok güzel bir tat kaldı.