Merhabalar! Bugün bilim-kurgu kategorisinden, Herbert George Wells / Doktor Moreau’nun Adası’nı konuşuyor olacağız
Yine öncelikle yazarı tanıyarak başlayalım. Küçük çaplı bir araştırma yaptığımızda görüyoruz ki, birçok bilim-kurgu başyapıtına ilham kaynağı olan Wells, 1800’lü yıllarda yaşamıştır. Her ne kadar bu türdeki eserleriyle tanınsa da edebiyatın pek çok dalında eserler vermiştir. Atatürk kendisinden Nutuk’ta söz etmiş ve çağdaşı sayılabilecek Wells’i övgüyle anmıştır. Wells, federal bir dünya devleti idesinden söz etmiş, hatta bunu tarih külliyatının son sayfalarında dile getirmiştir.
Dr Moreau’nun Adası’na gelecek olursak, bir dizi karmaşık ve girift olay içeren, okurken bende zıt yönde hisler bırakan bir eserdi. Bir yandan okumayı bırakıp ‘bu da eksik kalsın’ derken diğer yandan da sayfaları birbiri ardına çevirdim. Bir tarafım dış dünyada kalarak eseri okusa da diğer tarafım Edward Prendick oldu ve kendimi adadaki gizemi çözmeye çalışan, güvende hissedemeyen ve çığlıklarla boğuşan kişi olarak buldum. Bu şekilde içine çekmesi elbette betimlemelerin başarısıydı ancak bir taraftan da yoğun betimlemeleri sıkıcı buldum. Gerçekten çok karmaşık bir okuma oldu benim için
Eserin ortaya çıkış yılını baz alarak yorumlayacak olursak kurgu güzel. H. G. Wells, klasik bilim-kurgu eserlerindeki üst düzey teknoloji veya bilime, bunların doğurduğu sonuçlara yer vermekten öte bilimin gelişmesi adına dış dünyadan izole sayılabilecek bir adada deneyler yapan Dr. Moreau üzerinden ‘aşamalar’a değinmiş. Belki o dönem bilimsel çalışmalar için hayvanların kullanılması ile ilgili fikrini bu eser yoluyla aktarmıştır bilemiyorum, ancak bunu amaçladıysa nitekim ulaşmış da. Zira Avrupa ve Amerika’da hayvanlar üzerinde deney yapılmaması konusunda ciddi çalışmalar başlatılmış. Kitap hakkında bazı imgesel anlatımlar olduğu söylenip, şahıslar yorumlanmış olsa da ben bu düşünceye pek katılmadım. Okumayanlar varsa, Dr Moreau’yu tanrı, adadaki kuralları/yasaları tanrının belirlediği hukuk, deneysel hayvanları ise mahluk olarak düşünerek okurlarsa belki benim katılmadığım bu düşünceye katılırlar. Bence eser, Wells’in çağında eleştirmek istediği bilim-deney konuları ve bu hayvanlı deneylerin gidebileceği nokta hakkında bilgi veriyordu ama bir kısım her şeyin altında mana arayanlar imgesel bir arayış içine girdiler. Hoş, adadaki kuralları yasaları nereye koymam gerektiğini henüz bilemiyorum. Belki ilerde tekrar okurum ve benim fikrim değişir, kim bilir?
Sağlıcakla