Olaylar baskıcı, totaliter bir sistemin silah zoruyla geldiği bir ülkede geçiyor. Toprak ve hava kirlenmiş, doğurganlık azalmıştır. Ülkenin yönetimini elinde bulunduranlar kadınların ismini kimliğini söküp alırlar. Okumak, çalışmak gibi hakları yoktur artık.
Kadınlar giysilerinin rengiyle gruplandırılmıştır. Doğurganlığı olmayanların bazıları kolonilere gönderilerek ağır çalışma koşulları altında yavaş, yavaş ölürler.
Komutanların eşleri mavi giyerler. Çocuk doğurma yaşını geçen, hizmetçi kadınlar yeşil. Komutanların hizmetine verilen damızlık kızlar ise kırmızı elbiseler giyer. Kahverengi elbiseli teyzeler damızlık kızları eğitip görevlerine hazırlar. Bu kızların görevi ne mi? Tabi ki doğurmak. Aşık olamaz, başka bir hayat kuramazlar. Ölüm dışında bir seçenekle bu hayattan asla kurtulamazlar.
Bize olayları anlatan kızın bir ismi ve kimliği yok. Verildiği komutanın ismiyle şekillendirilmiş. Ona "Fredinki" diyorlar. Şimdiyi ve geçmişi bu kızın gözünden görüyoruz. Aslında kitapta anlatılan karanlık tabloya yakın örnekler şimdi bile bazı ülkelerde var. Kitap en iyi distopya örneklerinden biri. Ne var ki ve ne yazık ki, bu olanlar olmayacak şeyler değil. Kadınların geleceği, geçmişte de olduğu gibi, gelecekte birilerinin iki dudağı arasında. Korkulan olmaz ümidiyle.