·95 syf.····Okunma: 04 Mart 2021 21:58 İncelemeye başlarken yeni öğrendiğim “suçlu bir yurttaş” kavramı kitabın temeline oturtulmuş ve “hümanist doktrin” anlayışıyla yapıtın çerçevesi çizilmiştir. Biraz açmak gerekirse, her insan ancak özgürlüğünün çok küçük bir parçasını toplum olma bilincinden kaynaklı olarak kamuya vermiştir. Verilen özgürlüğün küçük parçası, yasaların ceza verme hakkının temelini oluşturur. Yani hukuk devletinde keyfilik ve öngörülemezlik yoktur. Bir zincirle bağlı her yurttaşın hakları, kamunun yetki gücüne karşı korunur. Anayasaların da temel işlevlerinden biri şudur: Leviathan’a karşı zayıf olan halkı korumaktır. Çizilen bu çerçeve dahilinde hukukun evrensel ilkelerinin işlerlik kazanabilmesi ve hukuk kültürünün oluşabilmesinin temeli budur. Kitapta bu düşünceler kanımca merkeze oturtularak bir başka durumu daha ortaya koymuştur:
Hiçbir yurttaş suçlu doğmaz. Gerçekten kitapta bulunan bölümleri her okuyuşumda suç veya suçların nasıl filizlendiğini, serpildiğini ve sonunda meyvesini verdiğini adım adım gördüm. Aynı zamanda aklıma “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmi de gelerek şu sonuca ulaştım:
Sadece suçu işleyen değil, zincir halkasıyla birbirine bağlanmış toplumun tüm bireyleri kolektif bir şekilde suçun oluşumuna etki etmiştir ve katkıda bulunmuştur. Yani hepimiz suçluyuz..
Son olarak kitabın deyimiyle “suçludaki insanı değil, insandaki suçluyu yok edebilme” umuduyla incelemeyi bitiriyorum..:))