Selam️ Julie Birmant &Clément Oubrerie “Picasso”
Galiba yaşamak, yaş almak ve tecrübe ettiklerimi birbirine eklemek böyle bir şey. Bazen ufacık bir ayrıntıdan, aklıma uçuşan, tanışıklık hissiyle gelen, bin türlü teferruat oluyor, ki söze neresinden başlayacağımı şaşırıyorum. Nitekim bu kitapla da kendimi benzer bir ritmin içinde buldum.
Maalesef yaşım “Akbaba” dergisine yetişemedi, siyasi mizah dergisi, yetmişlerin sonuna kadar faaliyet göstermiş, mizah ve siyaset kulvarının haricinde literatürde hala edebiyat dergisi olarak da kabul edilir. Lütfen bu dergileri üç beş kitap okuyup, kalemin şehvetine kapılanların, iki illüstrasyonla at koşturdukları, günümüz süreli yayınlarıyla kıyaslamayın. Derginin kapanışından sonraki boşluğu dolduran, kendisinden önceki mizahçıların elitist tavrından uzak, argonun, cinselliğin vs sakınılmadan kullanıldığı “Gırgır” gelir. Tam işte oradayım Gırgır, amcam sayesinde benim tanıştığım ilk mizah dergisidir. Sonra sonra Gırgırın yavrusu “Fırt”da epey mesai harcadıklarımdan biri oldu. Gırgır ülke çapında yıllarca çok satan dergi olunca, haliyle kendinden sonra gelen mizah dergilerinin de tarzını belirler. Aynı ekolden gelen Laklak, Mikrop, Limon, Avni vs devrile evrile farklı isimlerle okuruyla buluşur.
Peki bunlar neden aklıma geldi, hangi güzide sebep? Efenim vakti zamanında Fırt dergisindeki “Arap Kadri” tiplemesi sebebim oldu. Zira bitirdiğim çizgi romanda Picasso bana hep onu hatırlattı
Türü içinde istisna sayılabilecek özelliklere sahip eser, Alfa Kitap baskısı. Nedir bu özellikler, bir kere büyük boy ve ciltli, 345 sayfa (ki bu sayfa sayısı bir çizgi romanda nadiren gördüğümüz özelliklerden) metin kısmı azımsanmayacak miktarda, renkli baskı, e böyle baktığımızda daha ne olsun.
Kaç baskı yaptı ne kadar sattı hiçbir fikrim yok, benim okuduğum birinci baskı, zira kitabı çıkar çıkmaz almıştım. Almamın hemen akabinde hakkını yemeyeceğim yayınevi pr için güzel bir çalışma yaptı ve kitap protokol listesinden okurlara servis edildi. Böyle olunca da üç beş sayfasına başladığım eseri ben bekletmeye karar verdim. Hadi dedim uygun görülen arkadaşlar okusun paylaşsın, sıcağı rüzgârı geçsin. Yayınevinden hediye geldi diyen pek olmasa da “aldım” diyeni çok gördüm, olabilir belki hepsi aynı anda aynı çizgi romanı beğenmiş edinmiştir, mümkün hep bunlaro alanların okuduktan sonraki paylaşmalarına sanırım ben denk gelmedim.
Benim eseri unuttuğum bi zamanda, canım @ay.lin.ce m paylaşınca, ya dedim birlikte okuyalım, bana da vesile oldu, teşekkür ederim
1900’lerin başında Katalonya’dan kalkıp, o dönem Paris’in fakir muhitlerinden biri (şimdilerde turistik gezilerin düzenlendiği) Montmartre’ye gelen 19 yaşındaki Picasso, bulundukları semtin de en döküntü, bakımsız, pis adı da “Çamaşırhane Gemisi”ne çıkmış binasında yaşar, yaşar ki ne yaşamak
İçki, uyuşturucu ve seks alemleri, sanatçının akıl sağlığını çevresine sorgulatan hezeyanları +18 çizim ve metinleriyle, benim tavsiye listeme girmedi. Yarı giyinik ve çıplak çizimlerin bonkörce sunulduğu, ama benim anca Kadri kadar estetik bulduğum, altını çizerek de “seksist” diyeceğim çizgi romanı, çıkar çıkmaz edinenlerin okuduktan sonra niye paylaşımlarına denk gelmediğimi de böylelikle anlamış oldum.
Bizim edebiyatımızda mizahi bir dille siyasi eleştiri yapanların, kitabi söylemlerle susturulması/durdurulması sadece günün değil, her devrin problemi olmuştur. Odak güç, argo ve cinselliğe de aynı reaksiyonla cevap verince, elimizde pek bir şey kalmıyor.Lakin böyle güzel ambalajlanmış, böyle güzel ikram edilmiş eseri okuyup muhteviyatında aynı güzelliği yakalayamayınca, kendimi “ah canım Arap Kadri” demekten de geri tutamadım. Saygılarımla