Tefekkür Saati
Puan vermedi·76 syf.··
2021 9. kitabı
·
85 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2021 14:14
Kitap muhteviyatında barındırdığı makro çiçek fotoğrafları ve profesyonel çiçek çizimleriyle beni mest etti. Her sayfası rengarenk, çiçeklere ait birbirinden ilginç, hayret uyandıran bilgilere sahip oldum. Çiçek presleme, hangi bölgelerde hangi tür çiçekler yetişir, çiçek dikimi nasıl olmalı, çiçekleri nasıl tanıyabiliriz meyve nasıl oluşur gibi soruların cevabını bu kitaptan bulabilirsiniz. Kitapta bilmediğim çiçekleri öğrendim, bildiğim çiçeklerin ismini öğrendim :) Artık yolda gördüğüm her çiçeğin ismi neydi diye düşünüyorum :)) Her gördüğüm çiçeğin fotoğrafını çekmeye çalıştığım yetmiyormuş gibi :D Gelelim asıl fikrimize. Bu tarz kitaplar tefekkür etme, şükretme bağlamında bana yardımcı oluyor, doğaya, çiçeğe böceğe, kuşlara hikmet nazarıyla bakmamı sağlıyor. Tüm yaradılanların ilahi bir tecelli olduğunun bilincine tekrar eriyorum. Zerreden kürreye her yaratılan Yaratıcısını zikrederken bunca şükürsüzlüğümü sorguluyorum. O kadar normal, sıradan bakmaya başladık ki etrafa, her şey yeknesak bir hâl aldı gözümüzde. Oysa öyle değil. Düşünün ki bir tohum toprağın içine giriyor suyla ve güneşle filizleniyor, çiçek açıyor, sonra o çiçek büyüyor, içi dolmaya başlıyor, olgunlaşıyor, kabuğu oluşuyor, renk alıyor, hepsi de tek bir toprak ve sudan çıkıyor oysa ki, sonuca baktığımızda her biri birbirinden farklı aroma, koku, yapı, lezzet ve besinsel değerde meyve ve sebzeler çıkıyor. Vücudumuza aldığımızda bize fayda sağlıyor. Bir meyve ve sebze eve geldiğinde üzerinde çok da düşünmüyoruz veya bir ekmek oysa o nimetler o kadar çok aşamadan geçip evimize geliyor ki bi de üstüne gıda israfını görünce üzülüyorum. Bir meyvenin oluşum aşamalarını düşündüğüm zaman insana benzetirim. Toprağın içine gömülüyor ve sonra filizlenip çiçek açıyor, yani karanlığa gömülmek aslında o kadar da kötü bi şey olmasa gerek. Belki de gelişmek için karanlığa gömülmek gerekir. İnsan acısı nispetinde gelişiyor, olgunlaşıyor ve çiçek açıyor. Çiçeğe dönecek olursam böcekler, arılar, rüzgar tozlaşmayı sağlıyor ve daha fazla bitki oluşuyor. Bir orkidenin kokusu 100 tane yağdan oluşuyormuş, yağların oluşturduğu koku ve çiçeklerin cezbedici renkleri sayesinde böcekler ve arılar onlardan besin sağlıyormuş. Her biri birbirinden farklı renkte, yapıda, yaşadıkları iklime o kadar adapte bir şekilde gelişmişler ki her birine SübhanAllah diyor insan düşününce. Aynı insan yapısı gibi ölmemek için her türlü çabayı gösteriyor vücutlarımız da, az biraz düşünmek, tefekkür etmek gerekiyor sevgili okurlar. Durup bir yavaşlamak gerek, dinlemek, rüzgarın ağaç yapraklarındaki hışırtısını, denizin kıyıya vuran dalga sesini, kafayı gökyüzüne kaldırıp bir kuşun uçuşunu izlemek, bir fecr vaktinde semadaki renk paletini temaşa etmek sonra kuşların ve horozların zikrine eşlik etmek, atılan her adımın bilincinde yürümek, derin bir nefes almak sonra yavaşca o nefesi vermek, gürültü yapan ne varsa kafadan silip uzaklaştırmak ve derin bir tefekküre dalmak. İşlerin ve kaygıların arasında o kadar boğulmuşuz ki tüm, akıp giden hayatta çoğu zaman farkına varmıyoruz. Hayatımız yoğun trafik gibi, korna sesleri, sürekli bir o yana bir bu yana giden arabalar, tüm araçlardan kurtulup, kafayı bir gökyüzüne kaldırın göreceksiniz :) Tüm kainat olabilecek en iyi şekilde birbirine uyum sağlıyor ve mükemmel bir dengeye sahip, her şey nizamıyla yaratılmış. İnsan oğluysa tüm bunları bozmak ister gibi, sürekli bir çevreye zarar verme, dengeyi bozma eğiliminde.. Şehirleşmek insanı öyle bir hale getirdi ki doğadan uzaklaştık ve dahi kendimizden uzaklaştık, kendimizi bulanlardan olmak duasıyla.. "Yedi kat gök, yer ve onların içindekiler O'nu tesbih eder. O'na hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat (siz) onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O, halimdir(cezaya acele etmez ve) çok bağışlayıcıdır" ( İsrâ, 17/44) Esselâmu Aleyküm
Ekoloji
Doğa-Yabani ÇiçeklerSarah Khan · Tübitak Yayınları · 201031 okunma
··
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.