·376 syf.····Okunma: 06 Mart 2021 21:37 Kitap, on bir bölümden oluşmaktadır. Temelde evrimin başlangıcı ve nihai noktası ile bunlar arasında gerçekleşen durumları anlatır gibi görünür kitap. Oysa kitabın üslubu, kitabın daha farklı bir amaçla yazıldığını hissettirir.
Kitabın ilk iki bölümünde, canlılardaki kusursuzluğun bizlerde bir "tasarım yanılsamasına" sebep olduğunu iddia eder Dawkins.
Dawkins, kitap boyunca "evrimin rastgele bir süreç olmadığını" şiddetle vurgular. Oysa ilk eşleyiciler ( gen arketipleri), nasıl ortaya çıkar sorusunu "şans" cevabıyla geçiştirir.Eğer şan faktörü sizi ikna etmemişse de "Bilim nasıl sorusuyla ilgilenir, niçin sorusuyla ilgilenmez." deyip geçer. Böylelikle de "Bilimin cevaplayamayacağı hiçbir soru olamaz." çizgisinden kıvrak bir bel hareketiyle sapar.
Darwinci doğal seçilimin asla bir "tesadüf, şans, rastgelelik" olamayacağını bangır bangır bağıran Dawkins, iş "Canlılık nasıl başladı?" sorusuna gelince akla durgunluk verecek şekilde ağız değiştirir.
"Açıklamalarımızda belli bir miktar rastlantıyı kabul edebiliriz ama çok fazlasını değil. (Sayfa 170-Bu sayfayı tekrar tekrar okuyun.)" Cümlenin ikinci kısmı "... ama " ile başlayan kısım, o görkemli bilim insanı imajını korumak isteyen Dawkins'in zavallı bir çırpınışıdır.
Bu cümle aklıma şu öyküyü getirdi:
Bir gün bir kapitaliste, onun insan emeğini sömüren bir hırsız olduğu söylenir. Kapitalist derhal şu cevabı yapıştırır: "Parayı ilk nereden bulduğum kısmı hariç, her bir kuruşu dürüstçe kazandığımı ispat edebilirim."
Dawkins, aynen bu kapitalist gibidir. Canlılığın başlangıç kısmı hariç tüm gelişimi bilimsel yolla (!) ispatlarım.
Başlangıç için ise Dawkins, kendisine "olasılıksız rastlantıları kabul etme hakkı" tanır. Çünkü o bir bilim insanıdır. Başlangıç için Tanrı fikrini ortaya süren ise yalnızca yobaz (!) bir cahildir.
Propaganda amaçlı hazırlanmış bir belgesel tadı verse de kitabı okumaktan zevk aldım.