Oldukça farklı bir okumaydı. Karakter Moscarda okura kendi yaşadıklarını an ve an anlatıyor, hatta sizi de olayların içine sokup düşünmeniz de diretiyor. Eşi Dina'nın 'Senin burnun sağa çarpık,' demesiyle kendi birçok kusurunu gören Moscarda kusurlarını düşünürken kendini nasıl gördüğünden, başkalarının onu nasıl gördüğünden, 'yaşamını' göremediğinden konuşuyor. Yaşayan insanın kendini göremediğini, aynada gördüğü kişi gerçek kendisi olmadığını açıklıyor, okuru ikna etmeye çalışıyor- ki beni ikna etti. Okurken varlık felsefesi temelli metinleri okumak çok hoşuma gitti. Zaten anlatımı bambaşka bir kitap- sizinle konuşuyor Moscarda! Tamam belki sizi şişko bir beyefendi olarak görüyor ama siz onun 'siz' olduğunu biliyorsunuz. Aynada kendine yabancı bir 'ben' gören Moscarda sayfalar ilerledikçe herkesin herkeste farklı bir görünüşü olduğunu ileri sürüyor ve kimsenin bu yüzden birbirini anlamayacağını öne sürüyor. Bu kısım bana Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog kitabındaki ana fikri anımsattı. Sevdiğim bir kitabı sevmiş olduğum bu kitapta görmek okuma hevesimi artırdı.
Felsefi alt metin ve akıcı bir kurgu ile çok severek, düşünerek okuduğum bir kitap oldu. Tavsiye isteyenlere gönül rahatlığı ile önerebilirim..