·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Mart 2021 16:23 Nasıl başlamalıyım inceleme yazmaya bilmiyorum. Okuduklarım korkutucu hatta dehşet verici.
Uygun şartlar ve güvenlik içinde kurulmayan bir nükleer santral 26 Nisan 1986 yılının gece yarısı patlıyor. Patlama dehşet verici ancak uzaktan baktığınızda ışıklar yani yangın farklı hatta güzel görünüyor. Nükleer sığınaklarda olması gereken insanlar yangını izlemeye gidiyor. Patlayan çekirdeğe yaklaşmaması gereken itfaiyeciler koruyucu giysiyileri bırakın gömlekleri, günlük giysiyileri ile hiç sönmeyecek bir yangına müdahale ediyorlar. Rüzgarların taşıdığı radyoaktif serpintiler dünyanın dört bir yanına dağılırken, Alman hükümeti çocukların dışarıda oynamasını yasaklarken Sovyetlere de çocuklar patlamanın ertesi günü okula gitmiş, radyoaktif küllerle oynamış, radyasyon yağmuruyla ıslanmıştı. Neden peki? Çünkü söylemediler. Saklamak, örtbas etmeye çalışmak daha kolaydı.
Çernobil mağdurlarının belirttiği gibi yaşanan şey teknolojik bir kıyametti. Kaçabileceğiniz bir yer yok çünkü radyasyon her yerde havada, suda, giysilerinizde ve artık bedeninizde.
Radyoaktif olan köyler günler sonra tahliye edilebiliyor ancak tahliye nedenini söylemek yasak. Tüm evler yıkılıp toprağa gömülüyor, ağaçlar kesiliyor, tarlalarda ki ürünler toplanıp gömülüyor, geride kalan tüm evcil hayvanlar vurularak gömülüyor. İnsanların yüzyıllarca gitmemesi gereken yerlerde Sovyet vatandaşları çalışmaya zorlanıyor. Çalıştığınız yer ne kadar radyoaktif ise o kadar fazla maaş ve votka alıyorsunuz. Ha bir de size madalya ve sertifika veriyorlar hayatınızın geri kalanını aldıktan sonra.
Kitapta felaketi yaşayan insanların monologlarını tüm gerçekliği ile okuyoruz.İtfaiyecilerin eşleri, temizlik işçileri, askerler, bilim insanları, gazeteciler, köylüler...
Nükleer felaketi anlatan Hbo'nun Chernobyl dizisinde değindiği, tüm yaşananları -hatta daha fazlasını- tanıkların ifadeleriyle okuyoruz.
Önce diziydi izleyip sonra kitabı okumak daha doğru olur bence. Çünkü yüksek radyasyona maruz kalmış insanların vücutlarında ki yanıkları, acılarını hayal etmeye çalışmak mümkün değil. Kanser ve düşük oranlarındaki ani artış, çeşitli mutasyonlarla doğan bebekler bunları hayal etmeye çalışmak da bence mümkün değil.
En az felaket kadar kötü olan bir şey varsa o da tüm bu yaşananlara rağmen Sovyetlerin ölü sayısını 31 kişi olarak açıklamış olması sanırım.
Bir daha yaşanmaması dileğiyle. Keyifli okumalar dilerim herkese.