Bir Nükleer Felaketin Sözlü Tarihi

Çernobil'den Sesler

Svetlana Aleksiyeviç
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 34 dk.
Sayfa Sayısı:
232
Basım Tarihi:
Ekim 2006
İlk Yayın Tarihi:
2006
Yayınevi:
Aytaşı Yayınları
ISBN:
9789756142097
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·232 syf.··
2019 121. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2019 17:05
Bir nükleer reaktörde elektrik nasıl üretilir? Önce çekirdekte ısı üretilir, çekirdeğe devamlı olarak soğuk su akışı sağlanır, çekirdeğin ısısı suyu buharlaştırır, buhar türbini döndürür ve elektrik üretilir. Aslında bu kadar kolay ve zararsız gözüken bir şey nasıl olur da uluslararası bir felakete yol açabilir? Yapılması planlanan elektrik kesintisi testi, milyonlarca hatta milyarlarca yıl geçse de etkisi sürecek bir olayın başlangıç noktasıydı. Testin amacı neydi? Olası bir elektrik kesintisinde devreye girmesi planlanan üç tane dizel jeneratör vardı. Jeneratörlerin pompalara güç vermesi için gerekli hıza ulaşana kadar yakıt erimiş oluyordu. Burada üretilen çözüm, güç kaybı olsa dahi türbin durana kadar geçen sürede üretilen elektriği pompalara yönlendirmek ve jeneratörlere gerekli olan zamanı kazandırmak. Bu teoriyi de test etmek için reaktördeki verim önce 1600 megavata, sonra da 700 megavata indirilmişti. Yarı güçte çalıştırılan reaktörde, 10 saat boyunca renksiz, kokusuz ve ağır bir soy gaz olan ksenon birikmişti. Ksenon saatlerdir çekirdeği zehirliyordu, hatta 30 megavatla çalışırken de ksenon çoğalmaya ve çekirdeği zehirlemeye devam ediyordu. Başmühendis yardımcısı Dyatlov, gücün hemen yükseltilmesini istemişti. 200 megavata kadar yükseltilen verimle teste devam edilmesi emrini verdi. Bu sırada güç dalgalanması yaşanmaya başladı. Testi gerçekleştiren mühendisler (Yaygın görüşe göre Aleksandr Akimov) acil kapatma tuşu AZ-5’e basmasına rağmen, güç dalgalanması durmadı. Buraya bir parantez açalım; AZ-5 tuşunun işlevi U-235 ile zenginleştirilmiş uranyum dioksitin fisyon reaksiyonunu yavaşlatmak için çekirdeğe kontrol çubuklarının daldırılmasını ve reaktivitenin durmasını sağlamaktır. Çubuklar bor madeninden üretilmişti, ancak uçları karbon elementinin bir
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
ATOMA KARŞI KÜREKLE SAVAŞANLAR
10/10
·232 syf.··
2020 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 18:43
Çernobil faciası yaşandığında biz çocuktuk. O güzel Karadeniz şehrinde dik bir tepenin üzerindeki evimizde geceleri hırçın dalgaların kayaları döven sesleriyle uykuya dalarken, başımızı nemli yorganın altına sokar, güvende olduğumuzu hissetmenin rahatlığıyla uykuya dalardık. En büyük derdimiz, sabah olunca o tepeden epeyce aşağıdaki bakkala ekmek almaya kimin gideceğiydi. O sırada mutfakta demlenen mis gibi çayın ne kadar kıymetli olduğunu bilecek yaşta değildik. Bir de Havva Teyze’nin kocaman tabakta getirdiği fındıkların değerini... Tabiat karşısında çaresiz olduğumuzu henüz bilmiyorduk. Sonra biz çocuklar bile korkuyu öğrendik. Havadan korktuk, sudan, topraktan, yiyeceklerden... Üstelik Çernobil ve bizi ayıran koskoca bir denizin ötesinde bu kadar çok korktuk. Orada bu felaketi yaşayanların ne halde olduklarını hayal bile edemezdik. Sonra biz duyduk, dinledik, gazetelerde okuduk, televizyonlarda izledik. Daha çok korktuk. Evlerimizde artık çay demlenmiyordu. Çevremiz balık ve fındıkla doluydu ama biz artık yiyemiyorduk. Ne kadar da mağdurduk! Neyse ki büyük adamlardan biri çıkıp televizyonda çay içti de içimiz rahat etti. Oh, neyse ki korkacak bir şey yoktu! Sonra yıllar geçti, ailemizde, çevremizde kanser olmaya başladı insanlar. Bir kuzenim doğdu, hiç göremedik, iki hafta içinde öldü. Yıllar geçtiği halde annesi o travmayı hiçbir zaman atlatamadı. Nasıl bir canlı dünyaya getirmişti bilmiyorum ama ailede bizden gizli yapılan yorumlardan korkutucu bir şey olduğunu anlayabiliyorduk. Net olarak anlayabildiğimiz şey, toprağın, havanın ve suyun yıllarca zehirli kalacağıydı. Şimdi bu kitabı okurken o zamanlara geri dönmüş gibiyim. Zaten bugün de başka korkularla uğraşıyoruz. Bu defa sadece Çernobil değil, bütün dünya... Tabiat kafamıza kafamıza vuruyor; haddini
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
7/10
·232 syf.··
2026 68. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 18:50
Çernobil'den Sesler isimli kitapla Svetlana Aleksiyeviç bizlere 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santral faciasının bölge halkı üzerindeki etkilerini, faciada görev alan asker, polis, itfaiye erlerinin yaşadıklarını, politik, ekonomik ve sosyal yansımaları kişilerin ağzından -ropörtaj şeklinde- atkarıyor. Tekrarının yaşanmaması dileğiyle.
1000Kitap
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
Sondaki kadın bir insan nasıl sevilir adeta öğretiyor. Ayrıca gerçekleşen patlamanın fiziksel incelemesini yapan insanların (Belarus Nükleer Enstitü Müdürü) söyledikleri aydınlatıcıydı. Okuması fazlasıyla kolay bir kitap. Tavsiye ederim.
Tarih
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
Çernobil dizisine ait!
Puan vermedi·232 syf.·
2019 36. kitabı
" BİLİM ADAMI OLMAK NAİF OLMAKTIR. " gerçeği aramaya o kadar çok odaklandık ki,  gerçekte ne kadar az kişinin onu bulmamızı istediğini görmedik. Fakat görsek de görmesek de tercih etsek de etmesek de gerçek hep orada... Gerçek ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi umursamaz. Hükümetlerimizi umursamaz. Her zaman pusuda bekler. BU SONUNDA, ÇERNOBİL'İN HEDİYESİYDİ... Valery legasov patlamadan tam iki yıl sonra, 26 Nisan 1988 de 51 yaşında iken intihar etti. Legasov 'un anılarının olduğu ses kayıtları, sovyet BİLİM topluluğu içinde dolaştı. Onun intiharı bunu görmezden gelmelerini imkansız hale getirdi. Ölümünden sonra sovyet yetkilileri nihayet yüksek güçlü kanal tipi nükleer rektörün tasarım kusurunu kabul etti. Çernobil gibi bir kazanın  tekrar olmasını engellemek için reaktör yenilenip, güçlendirildi. Çernobil de hiç yorulmadan yanında çalışan düzinelerce bilim insanı legasov'a yardım etti, bazıları olayın resmi açıklamalarına karşı konuştu ve suçlama tutuklama ile hapis cezalarına çarptırıldılar. Boris Shchserbina 22 ağustos 1990 günü öldü. Çernobil'de gönderilmesinin üzerinden 4 yıl ve 4 ay geçtikten sonra. Çernobil faciasında ki rollerinden dolayı Victor Bryukhanov, Anatoly Diyatlov ve Nikolai Fomin10 10 yıl ağır cezaya çarptırıldılar. Serbest bırakıldıktan sonra Nikolai Fomin görevine  döndü, Rusya kalinin'deki  nükleer enerji santraline. Anatoly Diyatlov 1995 yılında radyasyon'a bağlı hastalıktan öldü. 64 yaşındaydı. İtfaiyecilerin kıyafetleri halen Pripyat Hastanesi bodrumunda duruyor. Bugun hala tehlikeli seviye de radyoaktifler.
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 16:23
Nasıl başlamalıyım inceleme yazmaya bilmiyorum. Okuduklarım korkutucu hatta dehşet verici. Uygun şartlar ve güvenlik içinde kurulmayan bir nükleer santral 26 Nisan 1986 yılının gece yarısı patlıyor. Patlama dehşet verici ancak uzaktan baktığınızda ışıklar yani yangın farklı hatta güzel görünüyor. Nükleer sığınaklarda olması gereken insanlar yangını izlemeye gidiyor. Patlayan çekirdeğe yaklaşmaması gereken itfaiyeciler koruyucu giysiyileri bırakın gömlekleri, günlük giysiyileri ile hiç sönmeyecek bir yangına müdahale ediyorlar. Rüzgarların taşıdığı radyoaktif serpintiler dünyanın dört bir yanına dağılırken, Alman hükümeti çocukların dışarıda oynamasını yasaklarken Sovyetlere de çocuklar patlamanın ertesi günü okula gitmiş, radyoaktif küllerle oynamış, radyasyon yağmuruyla ıslanmıştı. Neden peki? Çünkü söylemediler. Saklamak, örtbas etmeye çalışmak daha kolaydı. Çernobil mağdurlarının belirttiği gibi yaşanan şey teknolojik bir kıyametti. Kaçabileceğiniz bir yer yok çünkü radyasyon her yerde havada, suda, giysilerinizde ve artık bedeninizde. Radyoaktif olan köyler günler sonra tahliye edilebiliyor ancak tahliye nedenini söylemek yasak. Tüm evler yıkılıp toprağa gömülüyor, ağaçlar kesiliyor, tarlalarda ki ürünler toplanıp gömülüyor, geride kalan tüm evcil hayvanlar vurularak gömülüyor.  İnsanların yüzyıllarca gitmemesi gereken yerlerde Sovyet vatandaşları çalışmaya zorlanıyor. Çalıştığınız yer ne kadar radyoaktif ise o kadar fazla maaş ve votka alıyorsunuz. Ha bir de size madalya ve sertifika veriyorlar hayatınızın geri kalanını aldıktan sonra. Kitapta felaketi yaşayan insanların monologlarını tüm gerçekliği ile okuyoruz.İtfaiyecilerin eşleri, temizlik işçileri, askerler, bilim insanları, gazeteciler, köylüler... Nükleer felaketi anlatan Hbo'nun Chernobyl dizisinde
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Yazar, Çernobil'de yaşanan nükleer felaketi yaptığı röportajlarla anlatmış. Santralde çalışanlar, Pripyat şehrinde yaşayanlar, doktorlar, parti ileri gelenleri hepsi yaşadıklarını çarpıcı bir şekilde aktarmış. Ben kitabı beğendim. O döneme ışık tutacak eserlerden biri olmuş. Okunması gereken kitaplar arasında yer alıyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
Puan vermedi·460 syf.··
2020 127. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 16:04
Epub olarak kitabı okudum ve okuduğum yerde çeşitli kelime hataları ve cümle düşüklükleri olduğu için zorlukla okudum bitirdim. Eğer baskı halini alırsam daha iyi olacağını düşünüyorum.
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
8/10
·232 syf.··
2025 37. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2025 09:34
Bugünkü Ukrayna sınırları içerisinde yer alan Çernobil şehrini çoğumuz 1986’da yaşanan Nükleer Santralin patlaması sonucu meydana gelen facia dolayısıyla duymuşuzdur. İngilizce konuşma grubumuzda -nasıl olduysa- konu buraya geldi. Tarihi olaylarla ilintili anıları dinlemeye bayılan ben, o günün Sovyetler birliği sınırlarında kalan Doğu Almanya’da yaşananları can kulağı ile dinledim. Sonraki günlerde de araştırmalarım devam etti. 2019 yapımı Çernobil dizisini izledim sonra, derken kendimi bu kitabı okurken buldum. Ne yalan söyleyeyeyim, düşünsel serüvenimde yolumun bir gün Çernobil’e düşeceği hiç aklıma gelmezdi. Çernobil’i ilk ne zaman duydum hatırlamıyorum ama Lise birinci sınıfta biyoloji öğretmenimizin Çernobil faciasına dair anlattıklarını hiç unutmuyorum. Patlamadan sonra ortaya çıkan radyasyon bir hafta içinde bizim karadeniz kıyılarına ulaşmış. Doğu Karadeniz ülkemizde çay bitkisinin yetiştiği tek yerdir. O sene dünyanın bir çok yerinde radyasyona maruz kalan tarım ürünleri imha edilirken Doğu Karadeniz’de üretilen çay üzerinde radyasyon tespit edilmesine rağmen piyasaya sürülmüş. Okulun çaycısından çay isterken bir radyasyon versene diye dalga geçerdik dedi hocamız. İzahı olmayan şeyin mizahı olur hesabı. Bu ironik hikayeyi dinlerken 86’da Çernobil’de insanların başına nasıl bir şeyin geldiğine, doğup büyüdükleri toprakları geri dönmemek üzere nasıl terketmek zorunda kaldıklarına dair en ufak bir tahayyülüm yoktu elbette. Felaketin kaç tonu vardı bilmiyorum ama bu en koyularından biriymiş, bu kitabı okurken öğrendim. Rus Gazeteci ve yazar Svetna Aleksiyeviç’in kaleminden çıkmış muazzam bir eser. Çernobilden sonraki süreçte o çevrede yaşayan insanların yaşadıklarını kaleme almış yazarımız. İlk başta bir gazetecinin kaleminden çıkmış, dümdüz bilgiler içeren,
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma
10/10
·232 syf.·
2019 99. kitabı
Tüyler ürpertici bir gerçek: radyasyon. Her bireyin, eğitimcinin kesinlikler okuması gerekir çünkü ülkemizde bununla ilgili gerekli tıbbı ve madden bilgi sahibi değil. Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da duyarsız ve alaycı görüşlere sahibiz. "Bize bir şey olmaz!" Tıpki Çernobil halkı gibi. Monologları okudukça "böyle şeyler yalnızca bizim ülkemizde olmuyormuş!" demekten kendimi alamadım. İçinde Nükleer Santral olan bir şehir düşünün halkı "radyasyon" kelimesinin anlamından bir haber. Kimse radyoaktif nesnelerin yaratabileceği felaketi bilmiyor. Etkilerini, etki alanlarını, yaratabileceği hasara dair en ufak fikirleri yok.. İnsanlar ölüyor, çocuklar ölüyor, tekrar, tekrar.. Herşey oldukça duygu yüklü. Okurken midem kasıldı. Çünkü gerçekler insanı böyle çarpar. Bu fantastik bir kitap değil. Bu günümüz insanoğlunun gerçeği. Yeni savaş: Nükleer ..
Çernobil'den SeslerSvetlana Aleksiyeviç · Aytaşı Yayınları · 20061,275 okunma

Yazar Hakkında

Svetlana AleksiyeviçYazar · 5 kitap
Svetlana Aleksandrovna Aleksiyeviç (Rusça: Светлана Александровна Алексиевич; Beyaz Rusça:Святлана Аляксандраўна Алексіевіч Svyatlana Alyaksandrawna Alyeksiyevich; d. 31 Mayıs 1948) Beyaz Rusyalı araştırmacı gazeteci, yazar. 2014 yılında, Ural Federal Üniversitesi tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi. Ukrayna'nın Stanislav (1962'den sonra adı Ivano-Frankivsk olan yerleşim birimi) şehrinde, Beyaz Rusyalı baba ve Ukraynalı bir annenden dünyaya geldi. Çocukluğu Beyaz Rusya'da geçen yazar, Beyaz Rusya Devlet Üniversitesi gazetecilik bölümünden 1972'de mezun oldu. Sonrasında bazı yerel gazetelerde çalıştıktan sonra, Minsk'te yayınlanan Neman isimli edebiyat dergisinin muhabiri oldu. II. Dünya Savaşı, Sovyet-Afgan Savaşı, Çernobil faciası, SSCB'nin dağılması gibi dramatik olayları yaşamış, bu olaylara tanık olmuş kişilerle röportajlar yaptı. Bu insanlardan dinlediklerinin izlerini yazdığı kitaplarda kolayca görmek mümkündür. Yazıları Lukashenko rejimini rahatsız etti. 2000 yılında hakkında yasal kovuşturma başlatıldı. Bunun üzerine ülkesini terk etti. Hayatının sonraki on yıllık kısmını, kendisine kucak açan Paris, Gothenburg ve Berlin gibi şehirlerde, siyasi sürgün olarak geçirdi. Nihayet 2011 yılında ülkesine, Minsk şehrine geri döndü. Yazarın kitapları, SSCB'de yaşamış insanların, ülke dağılmadan önce ve sonrasındaki, duygusal hayatlarındaki değişimlerin edebi kroniği olarak tanımlanmaktadır. Sovyet-Afgan Savaşı'nın ilk ağızdan anlatıldığı Çinko Çocukları ve Çernobil kazasının ele alındığı Çernobil'den Sesler isimli kitapları en önemli eserleridir. Kitaplarında ele aldığı konuları şu şekilde tanımlamaktadır: « SSCB dönemine ve sonrasına dönüp baktığımızda, tarihimizin koca bir mezar ve büyük bir kan banyosundan ibaret olduğunu görürüz. Kurbanlarla cellatlar arasındaki tükenmek bilmez diyalogları duyarız. Sürekli olarak karşımıza aynı lanetli sorunsallar çıkar: Ne yapmalı, suçlu kim? Devrim, toplama kampları, II. Dünya Savaşı, Sovyet-Afgan Savaşı sırasında halktan gizlenen gerçekler, büyük bir imparatorluğun çöküşü, devasa ölçekte bir sosyalist ütopyanın paramparça dağılması, yeni ortaya çıkan evrensel problemler, Çernobil faciası vs. Bunlar, Dünya üstündeki tüm insanların cevaplaması gereken sorulardır ki, tümü bizim kendi gerçek tarihimizdir. İşte tüm bu cehennemden çıkma soru ve sorunlar, benim kitaplarımın izleğini oluştururlar. » Savaşın Kadınsı Olmayan Yüzü isimli ilk kitabını 1985 yılında yazdı. Kitap, kısa sürede birçok baskı yaparak, iki milyon adetten daha fazla satış rakamına ulaştı. Romanda, II. Dünya Savaşı daha önce çok da ele alınmayan yönleriyle, bir kadının monologları şeklinde anlatılmaktadır. The Last Witnesses: the Book of Unchildlike Stories (Son Tanıklar: Çocuksu Olmayan Öyküler) isimli kitabında, savaşı yaşayan çocukların anıları yer almakta, savaş kadın ve çocukların gözünden adeta yeniden anlatılmakta, yepyeni bir duygu dünyasına kapı aralamaktadır. 1993 yılında, SSCB'nin dağılması sonucunda umutsuzluğa kapılıp, intihara teşebbüs eden insanların öykülerinin anlatıldığı Ölümle Efsunlananlar (Enchanted with Death) isimli kitabını yayınladı. Gerçekten de kendilerini ve yaşam biçimlerini komünist ideoloji ile özdeşleştirmiş çok sayıda Sovyet vatandaşı, ortaya çıkan yeni düzeni kabullenmekte ve bu tarihsel gerçekliği algılamakta zorluk çekmişti. Aleksiyeviç'in kitapları, aralarında Türkçenin de bulunduğu toplam 19 farklı dile çevrilmiştir. Kitapların yanı sıra 21 adet belgeselin metnini hazırlamış ve üç adet de tiyatro oyununun senaryosunu yazmıştır. Tiyatro eserleri, Fransa, Almanya ve Bulgaristan'da sahnelenmiştir.