Çernobil Duası (Geleceğin Tarihi)Svetlana Aleksiyeviç

·
Okunma
·
Beğeni
·
581
Gösterim
Adı:
Çernobil Duası
Alt başlık:
Geleceğin Tarihi
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820528
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Takanay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Kitap
2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç’in büyük eserlerinden Çernobil Duası, Çernobil Nükleer Felaketi ve sonrasında yaşananlara dair can acıtıcı bir sözlü tarih çalışması…İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor. Çernobil Duası’nda Aleksiyeviç, 26 Nisan 1986’da meydana gelen tarihin en feci nükleer reaktör kazasını odağına yerleştirerek trajediyi yaşamış insanların bireysel tanıklıklarını aktarıyor. Masum yurttaşlardan itfaiye erlerine, Parti yöneticilerinden askerlere onlarca insan, anlattıkları hikâyelerle halen yaşamakta oldukları korku, öfke ve belirsizliği gözler önüne seriyor. Monolog biçimindeki röportajlardan oluşan Çernobil Duası, duygusal gücü ve dürüstlüğüyle hem unutulmaz bir sözlü tarih çalışması hem de almak isteyen için sayısız ibretler barındırıyor.
"Çernobil 'i bir felsefe gibi kavrayacagımız günler bekliyor bizi gelecekte.."

https://youtu.be/FlQ-YpGKYXw

Bilmemizi istedikleri dışında, insanların neler yaşadığını öğrenmek isterseniz ..okuyun ...
Kesinlikle zaman kaybı diyemeyeceginiz bir yazar ...bir iç ses..kitabı "Çernobil duası "
Çok şey yazmak isterdim ama susup düşünmek istiyorum ...

Aşk' a veda edemeyen bir kadin'da kaldı aklım....adı Valentina Timofeyevna Ananaseviç... (umarım sağ ve mutludur)
Yazarın diğer iki kitabı kadar bunu da beğendim. Ama iki kitapla kıyaslayacak olursam gene üçüncü sıraya alırım. Belki savaş ve kadın temaları daha çok dikkatimi çektiği içindir.
Çernobil bu zamana kadar merak ettiğim bir yer değildi, kitapla beraber araştırılacak çok konu buldum. Yazarın kitapta belirttiği gibi; birçok veri KGB tarafından yok edilmiş. Şuan insanlar kendi tuttukları verileri yayınlamaya korkuyor ve evlerinde saklıyorlar. Ne kadar yabancı kaynaklardan arasam bile istediğim bilgilere ulaşmam mümkün olmadı. Şuan Çernobil'i bu kitap sayesinde biraz biraz biliyorum.
Eminim kitaptaki sesler bildikleri, gördükleri ve hissettiklerinin hala tamamını anlatmamışlardır. Okurken hala içlerindeki "devlet" korkusunu hissedebiliyorsunuz. Kimisi dile getiriyor, kimisi için bu konudan söz ederken parantez içinde "susuyor." yazıyor.
Çoğu bu felaketi savaşa benzetmiş. Ben dışarıdan bakan biri olarak Çernobil faciasını bir kenara koyuyorum, çünkü onlar radyasyondan önce devletin sus payıyla savaşıyorlar.
Çocuğunuz kucağınızda, eşiniz kollarınızda ölürse neler hissedersiniz? Üstelik bu ölümün sebebini bile bilmiyorsunuz. "Barışçıl atom" diyorlar, sonraları "tedbirsizlik" kelimesi kullanılsa bile taşralı insanlar Sovyet'in hata yapma ihtimali olduğunu düşünmüyor ve Tanrı'nın bizlere verdiği bir ceza diyorlar.
İyotlu suyu içmeyi reddediyorlar, çünkü hala ineklerinin sütünde radyasyonu göremiyorlar. İktidar stokları iyotlu suyu halk şebekesine ilave etmiyor; suyun tadı değişir, insanlar paniğe kapılır diye.
İnsanlar o an olmasa bile yakınlarının çeneleri kaydığı, derilerinin döküldüğü, sindirim ve boşaltım sistemleri iş görmez hale gelip kendileri hastalar yerine yaşamsal faaliyetlerini bizzat yerine getirdiklerinde panik oluyorlar.
İnsanlığı benim aklımın alması mümkün değil. Hiç o kadar kurnaz olamadım. Bu kitabı okuduğumda hayretler içinde kalacak bir durum yoktu aslında ama şaşkınlıktan kaşlarımı indirmeden okuduğum bölümler oldu. Bir kere daha insanlığı anlamamın mümkün olmadığını kendime kanıtlamış oldum.
Nobel edebiyat ödülü alan yazarın bir kitabı

''Radyasyon hastalıkları kliniğinde on dört gün...On dört gün alıyor bir insanın ölümü''

''Bütün kapıları çalıyorum,herkese yazıyorum lütfen alın kızımı üzerinde deney yapmak için bile olsa alın,bilimsel araştırma yapmak için bile olsa alın..Bir deney kurbağasına bir deney faresine dönüşmesine bile razıyım yeterki yaşasın
Çernobil denildiğinde herkesin bildiği felaketi bir de yaşayanlardan dinleyince insan boğulacak gibi oluyor. Gerçeklerin daha da gerçek olduğunu idrak ediyorsunuz. Hani o çok nükleer santral sevdalıları var ya onlara içinizden geldiği gibi sövüyorsunuz. Hiç bir zararı yok ülkemiz büyüyerek güçlenecek diyenler, körü körüne buna inananan insanlık düşmanlarının tez zamanda durdurulmasının gerekliliğini anlatan bir şahane kitap. Radyasyonun insanlık üzerinde savaşlardan bile daha tehlikeli olması ve halkların bunu felaketi yaşayınca anlaması... Radyasyonun yaşadığınız yere yayılması ile ne ektiğinizi biçtiğinizi, ne kestiğiniz hayvanı yiyebiliyorsunuz, yaptığınız ekmeği yiyememek, bir çiçeği koklayamamak, sevdiğinize sarılıp onu öpememek, dalından kopardığınız meyveyi yiyememek insanın sonu değildir de nedir? Çernobil insan eliyle gelmiş bir büyük kıyamet, daha da kötüsü devletin insanlarına böyle bir felaket karşısında ne yapması gerektiğini anlatmamış olması ayrı bir düşmanlık... Böyle bir şeyin Türkiye'de olduğunu düşünmek bile istemem açıkçası çünkü 10 yıl içinde Türkiye ve halkları diye bir şey kalmaz.
Gerçek yaşanmış olaylar üzerine kitap okumayı çok severim. Dünya savaşları üzerine bir çok materyal okudum, ama bir savaştan farksız Çernobil ile alakalı ilk kez bir kitap okudum. Kesinlikle tavsiyemdir. Devletlerin kendi kör, bağnaz, doyumsuz zihniyetlerinin kurbanı daima masum insanlar oluyor malesef. Korkuyla bastırılmış, haklıyken dahi bastırılmış insanların sesleri var bu kitapta. Acı var, çaresizlik var, korku var, aşk var... Yazar nobel edebiyat ödülünü sonuna kadar haketmiş.
Can acıtıcı duyguların ve ruhun tarihi derlemesi göz önüne seriyor alekseyeviç. Onlarca insanın hikayeleri hâlen yaşamakta oldukları öfke ve korku hem de sayısız ibretler bârindirmis bu kitap.
"Kiyamet kopsa dahi kötülük mekanizmaları işlemeye devam edecek..Bunu anladım.
Dedikodu yapmaya ,idarecilerin karşısında el pençe divan durmaya ,televizyonlarını ve kürk mantolarını kurtarmaya devam edecek insanlar...Dünyanın o son günü arefesinde insan..aynı şimdiki gibi olacak ..Hep aynı kalacak "
Svetlana Aleksiyeviç
Sayfa 197 - Kafka kitap
Kız çocuklarından biri bana, seksen altı yılı sonbaharında sınıfça tarlaya gönderildiklerini anlatmıştı... pancar ve havuç toplamak için. Her adımda ölü fareler çıkıyormuş karşılarına, onlar da gülüşüyormuş ; " İşte şimdi fareler, böcekler ve solucanlar ölüyor, sonra tavşanlarla kurtlar ölecek. Onların ardından da biz," diye gülüşüyorlarmış. En son insanlar ölecekti. Hayvanların ve kuşların bulunmadığı bir dünyanın neye benzeyeceğini hayal etmeye başlamışlardı. Farelerin bulunmadığı bir dünya... Bir süreliğine yaşayan tek canlı insan olacaktı. Yapayalnız. Sinekler bile uçuşmayacaktı etrafta. O çocukların yaşları on iki ile on beş arasında değişiyordu. Ve tam da böyle bir gelecekleri olacağını düşünüyorlardı.
Svetlana Aleksiyeviç
Sayfa 243 - Kafka Kitap
"Şunu unutmamanız lazım; karşınızda duran kişi kocanız değil artık, sevdiğiniz o adam değil. Şimdi karşınızda yüksek yoğunlukta zehir yayan bir radyoaktif nesne var. İntihara kalkışmayın. Kendinize gelin."
Svetlana Aleksiyeviç
Sayfa 32 - Kafka Yayınları
"Bölge ...Ayrı bir dünya ...Başta bilimkurgu yazarları keşfetti onu ,ama sonra edebiyat geri çekildi gerçekliğin karşısında. Bizler,Çehov'un kahramanları gibi şuna inanamayız artık :
"Yüzyıl sonra insan mükemmelleşecek!" ..Bizler ışte o geleceği yitirdik...Yüzyıl geçtikten sonra Stalin'in Gulag'ları oldu..Auschwitz oldu..Çernobil oldu ...Ve 11 Eylül oldu Newyork 'ta...Tüm bunların bir kuşağın yaşamına sığması akıl alır şey değil.
Örneğin, şu an seksen üç yaşında olan babamın. ..
Kurtuldu mu insan ....? "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çernobil Duası
Alt başlık:
Geleceğin Tarihi
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
460
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820528
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslı Takanay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Kitap
2015 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç’in büyük eserlerinden Çernobil Duası, Çernobil Nükleer Felaketi ve sonrasında yaşananlara dair can acıtıcı bir sözlü tarih çalışması…İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor. Çernobil Duası’nda Aleksiyeviç, 26 Nisan 1986’da meydana gelen tarihin en feci nükleer reaktör kazasını odağına yerleştirerek trajediyi yaşamış insanların bireysel tanıklıklarını aktarıyor. Masum yurttaşlardan itfaiye erlerine, Parti yöneticilerinden askerlere onlarca insan, anlattıkları hikâyelerle halen yaşamakta oldukları korku, öfke ve belirsizliği gözler önüne seriyor. Monolog biçimindeki röportajlardan oluşan Çernobil Duası, duygusal gücü ve dürüstlüğüyle hem unutulmaz bir sözlü tarih çalışması hem de almak isteyen için sayısız ibretler barındırıyor.

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • Furkan N
  • Asiye Köse
  • Gülşah EMRE ÇOK
  • SELİN GÖZEBE
  • Uğur Çıray ÜNLÜ
  • Havanakara
  • Merve Akar
  • Havana
  • moses herzog
  • Kübra Köse

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (8)
9
%18.8 (3)
8
%25 (4)
7
%6.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0