Daha önce Mercan Adası nda İngilizlerin gittikleri yere medeniyet götürdüğünü görmüş tuk. Yani 1800lu yıllar: yani Büyük Britanya imparatorluğunun en parlak olduğu dönemler: İngiliz Kolonyalizmin altın çağı.
Bu kitap ise 1950'lerde yazıldı. İkinci dünya savaşı sırası; İngiliz Kolonyalizmin sona erdiği,medeniyet maskesinin düştüğü yıllar.
Nobel ödüllü yazar William Golding Mercan Adası ni eleştirmiyor sadece durumu yansitiyor, tespitler yapıyor.
Ralph, akılı ,medeni,adil ve mantıklı olan idir. Ancak dumanla etraflarına haber verebileceklerini ve bu sayede kurtulabilir eklerini söyer. Şef odur, güç ondadır. Ve nedense sadece onun İngiliz olma özellikleri vurgulanır - sarı saçları - diğer bütün çocuklar da İngilizdiler. Ama yalnız onun İngiliz özelliklerinin altı çizildi. Ralph mikro bir İngiliz: Adaleti, medeniyeti ve kurtuluşu getirme vaadi ile şef oldu. Şef olur olmaz. Diğer bir güç olan Jacki - Kilise korusu lideri - yanına almaya çalışarak gücünü pekiştirmeye çalıştı. Aslında aklına ve mantığına güvendiği ve zaman zaman istifade ettiği Domuzcugu sırf fiziki dezavantajları - kilolu, kör denecek kadar miyop ve astım hastası - yüzünden görmezden geldi, aşağıladi, ve grubun asagilsina göz yumdu.Diger bütün çocukların zayıf olanın üstüne gittiğini romanın en başından en sonuna kadar sürdüğünü giriyoruz. Bu da İngiliz toplumunun yansıması. O küçük çocuklara o yaşlara gelene kadar o kültür ile büyüdüler. Adaya ilk ayak bastıklarinda da
"Burası bizim " ( s. 27)"Hepsi bizim" ( s .29) diyerek yine İngiliz Kolonyalist kültürünün yansımani görüyoruz.
Ingilîz medeniyeti( Ralph) ve kilise( Jack) çatıştı dezavantajli olan Domuzcuk sürekli aşağilandi ve en son öldürüldü. Sömürgecilik böyle bir şey zaten. Büyük güçler birleşip sömürürler anlaşamadıkları an çıkari
Yapacağı araştırmayı göz önünde tutan subay, "Ben de sanırdım ki..." dedi; "ben de sanırdım ki, bir yığın Britanyalı çocuk... Hepiniz Britanyalısınız, değil mi? Sanırdım ki, bundan daha iyi idare edebilirlerdi durumu...