Sinemayı yakıp Münire'yi kaçıran Bulgaryalı Ali'nin destanı...
Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk kitabı oldu. Daha doğrusu beni Mustafa Kutlu ile tanıştıran kitap oldu. Kitap, küçük kasabalarda, tren istasyonlarında, yollarda geçen kısa ama aslında upuzun bir hikayeyi anlatıyor. Bulgaryalı Ali gittiği küçük kasabalarda, eşitlikten bahsedip, haksızlığa karşı direnen birisidir. Terkedilmiş bir tren vagonunu bir yuva haline getirip eşi Münire ile birlikte oğlu Mustafa'yı büyütme çabaları. Kısa ama akıcı kitapları severim, uzun hikaye kitabı da öyle bir kitap. Elinize alıp bir solukta okuyacağınız bir kitap. Uzun hikaye filmini izlememe rağmen beni kitap kadar etkilemedi. Kitabı okuduktan sonra filmi izlemenizi tavsiye ederim.