“Şunu ben yazsam ağzımın ortasına iki tane çakarsınız...” yazmıştı başka bir kitap için başka birisi. Genellikle kitaplar düşüncelerimde, fikirlerimde, zihnimde minimal dûzeyde de olsa bir değişikliğe çok zor neden olduğu için ve herkesin her kitabı övme gibi “fetişleri” olduğu için kitap seçimi konusunda en garanti yolu Nobel Edebiyat Ödülü serisine başlayıp geriye doğru gitmek olduğunu düşünmüştüm. Ee Nobel diyoruz boru mu, önüne gelene koskoca Nobel'i verecek değillerdir, demiştim, yanılmışım. Çeviriden kaynaklanabilecek etkiyi de hesaba katarak söylûyorum bunu. Peter Handke, otobiyografisini yazsa on kez Nobel olabilir ancak bu kitaplar ile Niğde Belediyesi Edebiyat Ödülünü almaması lazımdı.
Handke'nin "insan deneyiminin özgünlüğünü ve sınırlarını dilbilimsel ustalıkla araştıran etkili yapıtları" nedeniyle ödüle layık görülmüş. Hasan Ali Toptaş'ın dilini gördükten sonra Handke... komik.
Olga Tokarczuk'un bu algıyı tersine çevirmesi en büyük temennim.