Puan vermedi·68 syf.····Okunma: 09 Mart 2021 21:13 Sana beni asla tanımamış olan sana diyerek başlıyor öykü. Hangi insan sevdiği tarafından görünmez olmak ister ve hangi insan bunu kabullenerek sevmeye, bağlı kalmaya devam eder. Öykü aşkı tek tarafa bağlı olarak yaşayan ismi dahi bilinmeyen kadın ve aşkına karşılık göstermeyen hatta ondan haberdar bile olmayan Bay R arasında geçiyor. Aşkın tek taraflı psikolojisine değinilmiş öykü de kadın zararsız ve Bay R’nin hayatına müdahil olmadan sürdürdüğü duygunun ve hissettiklerinin derinlerine iniyor. Öykü okuduktan sonra kafamızda kıvımcımlanması gereken tek soru olduğunu düşünüyorum. Sevgi veya aşk adını ne koyarsanız koyun bu kavramların yöneltilen kişi tarafından bir dönüt alınarak mı var olduğu yoksa: dönüt, bilinirlik olmadığı halde devam eden bu duyguların kendini yaşatarak var olduğu?
Bu derin cevaplar verilebilecek bir soru iken öykümüzün gerçek kahramanı kadın bir süre sonra tanınmanın aslında yoğun bir anlam kazanmadığını fark etmiş olacak ki ölürken bile aşık olduğu adama kendi varlığından bahsetme gereği duymaz. Beni etkileyen kısım ise ölümünden sonra aşık olduğu adamın masasında beyaz güllerin her daim olmasını istemesi oldu. Bedeni yok olsa dahi kendisinden geriye kalan aşkının ölümsüzlüğüne inanması yalnızca bir kadının cesaretle kaldırabileceği bir davranış olurdu zaten.
kalbinizin pıt etmesine sebep olacak bir eser.
^Tuhaftı: bütün o saatler boyunca seni düşünmüştüm, çünkü senin yaş gününü hep bir bayram gibi yaşardım. Sabahın erken saatlerinde çıkıp beyaz gülleri satın almış ve her yıl yaptığım gibi, senin unuttuğun bir saatin anısına sana yollamıştım.^