·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Kasım 2017 17:22 Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, 1915'li yıllarda geçen bir roman. Dizinde ki kemik veremi hastalığından muzdarip 15 yaşında bir genci anlatıyor. Aslında olayları ismi olmayan bu hasta gencin ağzından dinliyoruz, bir nevi günlüğünü okuyoruz.
Peyami Safa'nın güçlü ve sade anlatımı ile sizi içine çeken, kısa sürede okunabilecek, akıcı bir roman.
Roman kahramanı hasta genç 7 yıldır bu rahatsızlıkla uğraşmaktadır. Bacağını kaybetme riski vardır ve ameliyat olmalıdır. Yaşadıkları küçük yaşına rağmen onun üzerine olgunluk elbisesini giydirmiş, hayata bakış açısını değiştirmiştir. Doktor tavsiyesiyle istirahat için uzaktan akrabaları olan Paşa'nın evine misafir olarak gider ve kızı Nüzhet'e aşık olur.
Peyami Safa hasta gencin psikolojik tahlilini öyle güzel yapmış ki, roman içerisinde sürekli değişen bir olay silsilesi olmamasına rağmen keyif alarak, sıkılmadan okuyorsunuz.
Romanın ilk sayfasında ki Ahmet Hamdi Tanpınar'a ait cümleyi paylaşmak istiyorum:" Bu sayfalarda; insan hakiki acıyı, ıstırabı, bir gölge halinde bile olsa, seferberliğin aç İstanbul'unu buluyor."
Değerli yazarlarımıza ait böyle güzel eserleri okumanızı öneririm.