Suç ve Ceza Dostoyevski’nin en sevdiğim romanlarından biridir. Eser, suç ve suçluluk duygusu üzerine felsefi bir yaklaşımla polisiye tadında yazılmış. Dış gerçeklikten iç dünyaya, insan psikolojisinin en derinliklerine inen betimlemelerle St. Petersburg’da Raskolnikov’un sefil ve çirkin dünyaya karşı verdiği yaşam mücadelesi, zaman zaman suçluluk psikolojisiyle yaşadığı gelgitleri, cinayet işledikten sonra içine girdiği ruh hali ve iç hesaplaşmaları çarpıcı bir şekilde anlatılmış. Raskolnikov bir hukuk öğrencisidir. Annesinden gelen yardımla ve çeviri parasıyla çok zor geçinebilmektedir. Tefeci kadını ve cinayet işlerken görgü tanığı olabilecek iki kişiyi öldürür. Ancak tefeci kadın bütün insanları sömüren birisi olduğu için Raskolnikov bir yandan haklılığına dayanak ararken diğer yandan pişmanlıklarıyla hesaplaşmaktadır. Sonya’yla hayatı değişir ve suçunu itiraf ederek yeni bir hayata geçiş yapar. Hatta Dostoyevski romanını “Ama burada, yeni bir hikâye, bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan bir başka dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikâyesi başlıyor” diye bitirir. Keyifli okumalar…